İçeriğe atla
Av. Çağatay KISAHukuk & Danışmanlık

Esenyurt · Boşanma Hukuku

Esenyurt Boşanma Avukatı

Esenyurt boşanma avukatı arıyorsanız doğru yerdesiniz. Boşanma davaları anlaşmalı veya çekişmeli olarak açılır. Anlaşmalı boşanma, protokol hazırsa tek celsede sonuçlanabilir; çekişmeli boşanmada kusur, nafaka, velayet ve mal paylaşımı ayrı ayrı değerlendirilir. Sürecin doğru yönetilmesi hak kaybını önler. Dosyanız Büyükçekmece Adliyesi pratiğini bilen bir avukat tarafından yürütülür.

Esenyurt İçin Boşanma Hukuku Hizmeti

Esenyurt Boşanma Avukatı Olarak Sunduğumuz Hizmetler

  • Anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanması ve dava takibi
  • Çekişmeli boşanma davaları (şiddetli geçimsizlik, aldatma, terk)
  • Velayet, kişisel ilişki kurulması ve velayetin değiştirilmesi
  • Tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakası davaları
  • Maddi ve manevi tazminat talepleri
  • Mal rejiminin tasfiyesi ve katılma alacağı davaları
  • 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbirleri
  • Aile konutu şerhi ve soybağı davaları

Büyükçekmece Adliyesi Uygulama Notu

Esenyurt, Türkiye'nin en kalabalık ilçesi olması nedeniyle Büyükçekmece Adliyesi'ne yoğun dosya akışı sağlar; boşanma dosyalarında duruşma aralıklarının bu yoğunluğa göre planlanması, sürecin baştan doğru yönetilmesini daha da önemli kılar.

Esenyurt'ta Sık Karşılaşılan Boşanma Hukuku Uyuşmazlıkları

  • Çekişmeli boşanma davaları (şiddetli geçimsizlik)
  • 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbiri talepleri
  • Nafaka ve velayet uyuşmazlıkları
  • Yabancı uyruklu eşlerle evliliklerde boşanma süreçleri

Esenyurt Genelinde Hizmet

Ardıçlı, Atatürk, Cumhuriyet, Esenkent, Fatih, Güzelyurt, İnönü, Mehterçeşme, Pınar, Saadetdere, Talatpaşa, Yeşilkent başta olmak üzere Esenyurt'nin tüm mahallelerinden müvekkillerimize hizmet veriyoruz.

Yoğun nüfuslu Esenkent, Fatih ve Pınar mahallelerinde aile içi uyuşmazlıklarda koruma tedbiri başvuruları ve nafaka talepleri sık görülen dosya türleri arasındadır.

Son güncelleme:

Esenyurt'ta Anlaşmalı Boşanma: Adım Adım Süreç Rehberi

Anlaşmalı Boşanmanın Yasal Şartları (TMK m. 166/3)

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin üçüncü fıkrası, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının kabulü için dört şartın bir arada bulunmasını arar:

  • Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 15.01.2018 tarihli, 2016/16989 E., 2018/553 K. sayılı kararında vurgulandığı üzere bir yıllık süre dava açıldığı tarihte dolmuş olmalıdır; dava devam ederken sürenin dolması yeterli değildir.
  • Eşler mahkemeye birlikte başvurmalı veya bir eşin açtığı dava diğeri tarafından kabul edilmelidir. Yargıtay, cevap dilekçesindeki soyut bir 'davayı kabul ediyorum' beyanının anlaşmalı boşanmaya esas alınamayacağına hükmetmiştir (2. HD, 12.06.2014, 2014/2059 E., 2014/13246 K.).
  • Hâkim, tarafları bizzat dinleyerek iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmelidir. Avukat aracılığıyla temsil, tarafların duruşmaya katılma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.
  • Taraflar boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında anlaşmış olmalı; hâkim de bu düzenlemeyi uygun bulmalıdır. Yargıtay, eki niteliğindeki tüm konularda tam mutabakat sağlanmadıkça anlaşmalı boşanma hükümlerinin uygulanamayacağını kabul etmektedir (2. HD, 22.10.2015, 2015/5231 E., 2015/19248 K.).

Adım Adım Anlaşmalı Boşanma Süreci

  • 1. Boşanma protokolünün hazırlanması Sürecin kalbi protokoldür. Velayet, kişisel ilişki günleri, iştirak ve yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat, ev eşyaları, varsa taşınmaz ve araçların paylaşımı ile ziynet eşyaları tek tek düzenlenmelidir. 'Tarafların birbirinden başkaca alacağı yoktur' gibi genel bir cümle, ileride mal rejimi tasfiyesi davası açılmasını her zaman engellemez; hangi hakkın saklı tutulduğu, hangisinden feragat edildiği açıkça yazılmalıdır.
  • 2. Dava dilekçesinin verilmesi ve harçların yatırılması Protokol imzalandıktan sonra dava dilekçesi, protokol ekiyle birlikte adliyedeki tevzi bürosuna sunulur; başvuru harcı ve gider avansı yatırılır. Esenyurt'ta ikamet edenler için görevli mahkeme aile mahkemesi, yetkili adliye ise kural olarak Büyükçekmece Adliyesi'dir. Dosya tevzi edilince mahkeme bir duruşma günü belirler.
  • 3. Duruşma: hâkimin tarafları bizzat dinlemesi Duruşmada her iki eş de hazır bulunmak zorundadır. Hâkim taraflara boşanma iradelerini, protokol hükümlerini kabul edip etmediklerini ve bu iradeyi baskı altında kalmadan açıklayıp açıklamadıklarını sorar (TMK m. 166/3; Yargıtay HGK, 18.04.2019, 2017/2643 E., 2019/484 K.). Şartlar tamamsa karar aynı celsede açıklanır.
  • 4. Gerekçeli karar, kesinleşme ve nüfusa tescil Kararın açıklanması boşanmayı tek başına sonuçlandırmaz. Gerekçeli kararın yazılması, taraflara tebliği ve istinaf süresinin geçmesi ya da tarafların istinaf hakkından feragat etmesi gerekir. Kesinleşen karar mahkemece nüfus müdürlüğüne bildirilir ve boşanma nüfus kaydına işlenir.

Anlaşmalı Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Adalet Bakanlığı'nın yargıda hedef süre uygulamasında bu tür davalar için öngörülen çerçeve 30 ila 90 gün aralığındadır. Uygulamada süreyi belirleyen üç değişken vardır: mahkemenin duruşma gününü ne kadar ileriye verdiği, gerekçeli kararın yazım hızı ve tarafların istinaftan feragat edip etmediği. Protokolü eksiksiz hazırlanmış, iki tarafın da duruşmaya katıldığı ve feragat beyanlarının sunulduğu bir dosya, ortalama olarak birkaç hafta ile üç ay arasında kesinleşmiş kararla sonuçlanır. Buna karşılık duruşmaya katılmayan bir taraf, eksik bir protokol maddesi veya tebligat sorunu süreci kolayca birkaç ay daha uzatabilir.

Protokolde Mutlaka Yer Alması Gereken Başlıklar

Uygulamada karşılaşılan dosyaların önemli bir kısmında sorun, boşanmanın kendisinden değil protokolün eksik kaleme alınmasından çıkıyor. Sağlıklı bir anlaşmalı boşanma protokolünde en azından şu başlıklar açıkça düzenlenmelidir:

  • Velayet ve kişisel ilişki: Çocuğun velayetinin hangi tarafta kalacağı; diğer ebeveynin hafta içi, hafta sonu, dini bayramlar, sömestr ve yaz tatilindeki görüşme günleri saat aralıklarıyla birlikte yazılmalıdır.
  • Nafakalar: İştirak nafakasının tutarı ve her yıl hangi orana göre artacağı; yoksulluk nafakası talep ediliyorsa tutarı, edilmiyorsa bu haktan açıkça feragat edildiği belirtilmelidir.
  • Tazminatlar: Maddi ve manevi tazminat ödenecekse tutarı ve ödeme takvimi; ödenmeyecekse tarafların birbirinden tazminat talebi olmadığı kayda geçirilmelidir.
  • Mal rejimi ve eşyalar: Taşınmazlar, araçlar, banka hesapları, ziynet eşyaları ve ev eşyalarının paylaşımı ile edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan alacaklardan feragat edilip edilmediği net biçimde yazılmalıdır.

Sürecin Çekişmeliye Dönüşmemesi İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Karar kesinleşinceye kadar taraflardan biri anlaşma iradesinden dönerse dava çekişmeli boşanmaya dönüşür ve kusur, tanık, delil aşamalarıyla çok daha uzun bir yargılama başlar (Yargıtay 2. HD, 29.11.2023, 2023/8476 E., 2023/5776 K.).
  • Bir yıllık evlilik süresi dolmadan açılan dava, anlaşmalı boşanma olarak sonuçlandırılamaz; bu durumda genel hükümlere göre evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının ispatı gerekir.
  • Protokolde çocukla kişisel ilişki günlerinin, nafaka artış oranının (örneğin ÜFE/TÜFE ortalaması) ve tazminat ödeme takviminin net yazılması, ileride icra ve uyarlama davalarını önler.
  • Duruşma tarihinde yurt dışında olmak, hastalık gibi mazeretler önceden düşünülmeli; hâkimin tarafları bizzat dinlemesi zorunlu olduğundan katılım planlanmadan gün alınmamalıdır.

Boşanırken Ev, Araba ve Birikimler Kime Kalır?

Danışanlarımızın en sık sorduğu sorulardan biri, protokole 'tarafların birbirinden başkaca alacağı yoktur' yazmanın yeterli olup olmadığıdır. Cevap çoğu zaman hayır: bu cümle tek başına, evlilik süresince edinilen ev, araç veya birikimler üzerindeki hakları otomatik olarak sona erdirmez. Aksi kararlaştırılmadıkça eşler arasında geçerli olan sistem edinilmiş mallara katılma rejimidir (TMK m. 202) — yani evlilik boyunca kazanılan malvarlığı, kural olarak eşit paylaşılır.

  • Hangi mallar paylaşıma dahil olur? Kanunun 'edinilmiş mal' dediği şey aslında gündelik hayattan tanıdık: maaş ve kazançlar, sosyal güvenlik ödemeleri, iş kazası tazminatı gibi evlilik süresince emekle elde edilen her şey (TMK m. 219). Esenyurt'taki dosyalarımızın çoğunda bu, evlilik içinde alınan bir daire, araç, küçük bir işletme payı veya birikmiş tasarruflar oluyor; mirasla gelen veya evlilik öncesinden olan mallar genelde bu hesabın dışında kalıyor.
  • Paylaşım gerçekten yarı yarıya mı olur? Kural olarak evet: her eş, diğerinin evlilik boyunca biriktirdiği net değerin (borçlar düşüldükten sonraki 'artık değer') yarısı üzerinde hak sahibidir (TMK m. 231, 236). Tek istisna, boşanma sebebinin zina veya hayata kast gibi ağır bir kusur olması — bu durumda hâkim kusurlu eşin payını azaltabilir veya kaldırabilir.
  • Ödeme hemen mi yapılmalı? Her zaman değil. Borçlu taraf için ödeme ciddi bir güçlük doğuracaksa kanun makul bir süre ertelenmesine izin verir; buna karşılık ödenmeyen kısma tasfiyenin sona ermesinden itibaren faiz işler (TMK m. 239).
  • Bu talebi ileri sürmenin bir süresi var mı? Evet, ve bu çoğu zaman gözden kaçıyor: Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre (8. HD, 20.05.2021, 2021/1523 E., 2021/4145 K.) bu tür alacak davalarında 10 yıllık zamanaşımı işler, ama evlilik sürerken bu süre durur — saat, boşanma kararının kesinleşmesiyle başlar. Yani boşanmadan yıllar sonra bile bu hak ileri sürülebilir; önemli olan süreyi doğru hesaplamaktır. Esenyurt'ta ikamet edenler için bu dava da yine Büyükçekmece Adliyesi Aile Mahkemesi'nde görülür.

Nafaka Ne Kadar Olur? Üç Farklı Nafaka Türü

Boşanma sürecinde müvekkillerimizin en çok merak ettiği konulardan biri 'ne kadar nafaka alırım/öderim' sorusudur. Aslında tek bir nafaka yoktur; duruma göre üç ayrı tür ve üç ayrı hesaplama mantığı devreye girer.

  • Yoksulluk nafakası Boşanma yüzünden maddi olarak zora düşecek taraf, kusuru diğerinden ağır olmadığı sürece süresiz nafaka isteyebilir (TMK m. 175). Burada önemli olan, nafaka isteyen kişinin 'kusursuz' olması değil; sadece karşı taraftan daha ağır kusurlu olmamasıdır.
  • Çocuk için iştirak nafakası Velayeti almayan ebeveyn, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katkı sağlamak zorundadır. Kanun burada sabit bir yüzde vermez (TMK m. 330); miktar, çocuğun ihtiyaçları ile her iki tarafın ekonomik durumuna bakılarak belirlenir. Uygulamada nafakanın her yıl enflasyona (ör. ÜFE/TÜFE ortalaması) göre artırılması protokole yazılır — aksi hâlde birkaç yıl içinde nafaka anlamsızlaşabilir.
  • Dava sürerken: tedbir nafakası Dava aylarca sürebilir; bu süre boyunca mağdur tarafın gelirsiz kalmaması için tedbir nafakası talep edilebilir. Bu talebi dava dilekçesinde en baştan istemek, Esenyurt gibi dosya yoğunluğu yüksek bir adliyede özellikle önem taşır.
  • Pratik bir tavsiye Deneyimlerimize göre gelir ve gider belgelerinin (maaş bordrosu, kira sözleşmesi, banka hesap dökümü) eksiksiz sunulması, nafaka miktarının hem daha hızlı hem daha adil belirlenmesini sağlıyor — Büyükçekmece Adliyesi'ndeki dosya yoğunluğunda bu, ek duruşmalardan tasarruf ettiriyor.

Velayet Kime Verilir? Hâkimin Gözettiği Kriterler

Evlilik sürerken velayet anne-babada ortaktır; boşanmada ise hâkim velayeti tek bir tarafa verir — Türk hukukunda 'ortak velayet' uygulaması yoktur (TMK m. 336). Peki hâkim bu kararı verirken neye bakar?

  • Tek kıstas: çocuğun üstün yararı Kanun, ana-babadan çocuğun menfaatini gözetmesini ister (TMK m. 339); hâkim de kararını aynı ilkeye göre verir. Pratikte bu; çocuğun yaşı, hangi ebeveynle daha güçlü bir bağı olduğu, kardeşlerinden ayrılmaması, okul ve çevre düzeninin bozulmaması, ebeveynin fiilen bakım verebilme kapasitesi gibi somut unsurlarla değerlendirilir — velayet yalnızca 'kim daha çok kazanıyor' sorusuna indirgenmez.
  • Çocuğun kendi görüşü sorulur mu? Belirli bir olgunluğa ulaşmış çocuğun görüşü mahkemece dinlenebilir, ama bu görüş tek başına kararı belirlemez; çocuğun üstün yararıyla birlikte değerlendirilir.
  • Görüşme günleri neden bu kadar önemli? Velayeti alamayan ebeveyn için düzenli görüşme (kişisel ilişki) günleri belirlenir. Anlaşmalı boşanmada bu takvimin — hafta içi/sonu, bayramlar, yarıyıl ve yaz tatili saatleriyle birlikte — protokolde net yazılması, ileride 'hangi hafta sırası bizde' tartışmalarını ve gereksiz bir icra sürecini önler.
  • Velayet kararı hiç değişmez mi? Hayır. Koşullar değişirse — örneğin velayeti alan ebeveyn bakım yükümlülüğünü artık yerine getiremiyorsa — ayrı bir dava ile velayetin değiştirilmesi istenebilir.

Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat Nasıl İstenir?

Boşanma sürecinde nafaka kadar sık gündeme gelen bir diğer konu tazminat talebidir; ancak ikisi birbirine karıştırılır. Nafaka mağdur eşin gelecekteki geçimini korurken, tazminat boşanmaya sebep olan olayların yol açtığı kaybı ve kişilik hakkı ihlalini karşılar (TMK m. 174).

  • Maddi tazminat kimden, ne için istenir? Boşanma yüzünden mevcut veya beklenen bir menfaati zedelenen taraf — örneğin evlilik nedeniyle bıraktığı işi, kaybettiği sosyal güvence veya boşanma sonrası düşen yaşam standardı — kusursuz ya da daha az kusurlu olması şartıyla kusurlu eşten uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Talebin kabul görmesi için kusur dengesinin dosyada somut delillerle (tanık, yazışma, mali kayıt gibi) ortaya konması gerekir.
  • Manevi tazminat neyi karşılar? Boşanmaya yol açan olaylar — aldatma, şiddet, hakaret gibi — kişilik hakkına saldırı niteliğindeyse, saldırıya uğrayan taraf kusurlu eşten manevi tazminat isteyebilir. Miktar; olayın ağırlığı, tarafların ekonomik durumu ve mahkemenin somut olaydaki takdirine göre belirlenir; kanunda sabit bir tarife yoktur.
  • Tazminat talebi boşanma davasından ayrı mı açılır? Hayır, uygulamada genellikle boşanma davasıyla birlikte (ya da davanın devamı sırasında) talep edilir; bu, aynı yargılamada kusur tespitinin hem boşanma hem tazminat için birlikte yapılmasını sağlar ve müvekkili ikinci bir dava açma yükünden kurtarır.
  • Anlaşmalı boşanmada da tazminat istenebilir mi? Evet, ancak anlaşmalı boşanmanın doğası gereği tazminat da protokolün bir parçası olarak taraflarca üzerinde anlaşılan bir tutar şeklinde belirlenir; mahkeme kusur araştırması yapmaz. Bu yüzden tazminattan feragat ediliyorsa bunun, sonradan ayrı bir dava konusu edilmeyecek şekilde protokolde açıkça yazılması önemlidir.

Aile Konutu Şerhi ve Şiddet Durumunda Koruma Tedbirleri

Esenyurt'taki dosyalarımızda evlilik birliği bozulduğunda iki konu sıkça öne çıkıyor: eşlerden birinin konutu tek taraflı elden çıkarma girişimi ve şiddet/tehdit içeren durumlarda hızlı koruma ihtiyacı. Her ikisi için de kanun somut, hızlı işleyen araçlar tanımıştır.

  • Aile konutu şerhi ne işe yarar? Evli olduğunuz sürece, eş üzerine kayıtlı olsa dahi aile konutuyla ilgili kira sözleşmesinin feshi, konutun devri veya konut üzerindeki hakların sınırlanması diğer eşin açık rızası olmadan yapılamaz (TMK m. 194). Konutun maliki olmayan eş, tapu müdürlüğünden bu konuda bir şerh verilmesini isteyebilir; bu şerh, konutun rızası dışında satılmasını veya ipotek edilmesini fiilen engeller.
  • 6284 sayılı Kanun kapsamında hangi tedbirler istenebilir? Şiddet, tehdit veya hakaret durumunda hâkimden; şiddet uygulayanın müşterek konuttan uzaklaştırılması, mağdura ve çocuklara yaklaşmama, iletişim kurmama, silahların teslimi gibi tedbirlerden biri veya birkaçı istenebilir (6284 sayılı Kanun m. 5). Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde bu tedbirlerin bir kısmı doğrudan kolluk tarafından da alınıp aynı gün hâkim onayına sunulabilir.
  • Koruma kararı boşanma sürecini etkiler mi? Evet, hem lehte hem pratik olarak. Hâkim, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir kararıyla birlikte TMK'ye göre velayet, nafaka ve kişisel ilişki konularında da karar verebilir; ayrıca şiddet uygulayan kişi ailenin geçimine katkıda bulunuyorsa, talep edilmese dahi tedbir nafakasına hükmedilebilir. Bu nedenle koruma kararı talebi, boşanma dosyasının bir parçası olarak birlikte değerlendirilmeli ve boşanma dosyasında koruma kararı talep edilmelidir.
  • Koruma tedbiri talebi için önce boşanma davası açmış olmak gerekir mi? Hayır. 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbirler, boşanma davasından bağımsız ve ondan önce de talep edilebilir; aciliyet nedeniyle hâkim bu tedbirlere duruşma yapmaksızın, dosya üzerinden hızlıca karar verebilir. Boşanma davası daha sonra açıldığında, önceden alınmış koruma kararı dosyaya delil olarak da sunulabilir.

Nafaka veya Tazminat Ödenmezse Ne Olur? İcra Süreci

Mahkeme kararıyla belirlenen nafaka veya tazminatın kâğıt üzerinde kalması, hakkın fiilen kaybı anlamına gelmemelidir. Kanun, ödeme yapılmadığında hem klasik icra takibini hem nafakaya özgü ek bir baskı aracını tanır.

  • Nafaka alacağı için icra takibi nasıl başlatılır? Kesinleşen mahkeme kararı bir icra dairesine ilamlı icra takibi olarak konulur; borçluya ödeme emri gönderilir ve ödenmezse maaş/hesap haczi gibi yollarla tahsilata geçilir. Nafaka alacakları, diğer bazı alacak türlerinden farklı olarak maaşın dörtte birlik haciz sınırının üzerinde de haczedilebilir.
  • Nafakayı ödemeyen borçlu hakkında ceza istenebilir mi? Evet, klasik icra takibinden ayrı bir yol daha vardır: nafaka kararının gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir (İİK m. 344). Borçlu, hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra ödemeyi yaparsa derhâl tahliye edilir; bu yönüyle amaç cezalandırmak değil, ödemeyi sağlamaktır.
  • Borçlu 'ödeyemiyorum' derse ne olur? Borçlunun nafakanın kaldırılması veya azaltılması için ayrı bir dava açmış olması hâlinde, hâkim ileri sürülen sebepleri değerlendirerek tazyik hapsinin uygulanmasını bu davanın sonucuna bırakabilir. Yani salt bir beyan yeterli değildir; ekonomik durumdaki değişikliğin ayrı bir davada ispatlanması gerekir.

Yabancı Uyruklu Eşle Boşanma: Hangi Hukuk, Hangi Mahkeme?

Esenyurt'un yoğun uluslararası nüfus yapısı nedeniyle en az bir tarafın yabancı uyruklu olduğu boşanma dosyalarıyla sık karşılaşıyoruz. Bu dosyalarda ilk soru, davanın Türk mahkemelerinde görülüp görülemeyeceği ve hangi ülke hukukunun uygulanacağıdır.

  • Hangi ülkenin hukuku uygulanır? Kural olarak eşlerin ortak vatandaşlığının hukuku uygulanır; taraflar farklı vatandaşlıktaysa ortak yerleşim yeri (mutad mesken) hukuku, o da yoksa Türk hukuku uygulanır (5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 14). Aynı kural, boşanmış eşler arası nafaka ve velayet uyuşmazlıkları için de geçerlidir.
  • Türk vatandaşı olmayan eşle dava Türkiye'de açılabilir mi? Evet; Türk vatandaşının taraf olduğu kişi hâllerine ilişkin davalar, yurt dışında açılmadığı veya açılamadığı takdirde Türkiye'de yer itibarıyla yetkili mahkemede — bu da yoksa ilgilinin Türkiye'deki son yerleşim yeri mahkemesinde — görülebilir (5718 sayılı Kanun m. 41). Esenyurt'ta ikamet eden yabancı uyruklu eşler için bu, çoğu zaman yine Büyükçekmece Adliyesi'nde dava açılabileceği anlamına gelir.
  • Yabancı dildeki belgeler mahkemede geçerli mi? Yabancı dilde düzenlenmiş nüfus kayıtları, evlilik cüzdanı gibi belgelerin mahkemeye sunulmadan önce yeminli tercüman tarafından Türkçeye çevrilmesi ve genellikle apostil veya konsolosluk onayı taşıması gerekir; bu belgelerin eksiksiz ve usulüne uygun hazırlanması, dosyanın gereksiz yere uzamasını önler.
  • Türkiye'de verilen boşanma kararı yurt dışında geçerli olur mu? Bu, kararın tanınacağı ülkenin kendi hukukuna ve varsa Türkiye ile yaptığı ikili anlaşmalara bağlıdır; bazı ülkeler Türk mahkemesi kararını doğrudan tanırken bazılarında ayrıca bir tanıma/tenfiz süreci gerekebilir. Yurt dışında yeniden evlenme veya nüfus işlemleri planlanıyorsa, kararın hedef ülkede nasıl işleme alınacağının önceden araştırılması önerilir.

Çekişmeli Boşanmada Deliller: Neler Mahkemeye Sunulabilir?

Çekişmeli bir boşanmada davanın kaderini çoğu zaman delil belirler. Kanun, uyuşmazlık konusu olguyu ispata elverişli her türlü kaynağı geniş bir tanımla kapsar; ancak her delilin ağırlığı ve hukuka uygunluğu ayrı bir meseledir.

  • Hangi materyaller 'belge' sayılır? Yazılı/basılı metin, senet, fotoğraf, film, ses ve görüntü kaydı ile elektronik ortamdaki veriler kanun anlamında belgedir (HMK m. 199); bu nedenle mesajlaşma dökümü, e-posta veya ses kaydı da uygun şekilde sunulduğunda delil olarak değerlendirilebilir.
  • WhatsApp yazışması veya ekran görüntüsü tek başına yeterli mi? Tek başına bir ekran görüntüsü çoğu zaman yeterli görülmez; mahkemeler böyle dijital delillerin bütünlüğünün (değiştirilmediğinin) teyit edilmesini, mümkünse orijinal cihaz üzerinden bilirkişi incelemesiyle desteklenmesini arar. Bu yüzden dava öncesinde hangi delilin ne şekilde muhafaza edileceğinin avukatla birlikte planlanması önemlidir.
  • Tanık beyanı ne kadar belirleyici olur? Tanık, özellikle yazılı delilin bulunmadığı iddialarda (kusur, şiddet, aldatma gibi) önemli bir ispat aracıdır; ancak tanığın olayı doğrudan bizzat görüp görmediği, akrabalık/husumet ilişkisi gibi unsurlar mahkemenin beyana verdiği ağırlığı etkiler. Somut, tarih ve olay bazlı tanıklık, genel/izlenim niteliğindeki beyanlardan daha güçlü kabul edilir.
  • Dava öncesinde delil toplarken nelere dikkat edilmeli? Delilin nasıl elde edildiği en az içeriği kadar önemlidir; karşı tarafın rızası veya bilgisi dışında özel hayatına müdahale niteliğindeki bir kayıt, ceza hukuku açısından ayrı bir sorumluluk da doğurabilir. Bu yüzden dava öncesinde hangi materyalin güvenle kullanılabileceğinin avukatla birlikte değerlendirilmesi, hem dosyanın gücünü artırır hem de müvekkili gereksiz bir riskten korur.

Evlilik Sözleşmesiyle Mal Rejimini Önceden Belirlemek

Boşanma aşamasına gelmeden, evlilik öncesinde veya sırasında yapılacak bir mal rejimi sözleşmesi, ileride 'kime ne kalır' tartışmasının büyük bölümünü baştan önler. Danışanlarımızın bir kısmı bu imkânın farkında olmadan yasal (edinilmiş mallara katılma) rejimiyle devam ediyor.

  • Mal rejimi sözleşmesi ne zaman yapılabilir? Evlenmeden önce veya evlilik sırasında herhangi bir zamanda yapılabilir; taraflar kanunda sayılan rejimlerden (mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı, mal ortaklığı gibi) birini seçebilir, mevcut rejimi kaldırabilir veya değiştirebilir (TMK m. 203).
  • Hangi şekil şartlarına uyulmalı? Sözleşme noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır; taraflar ayrıca evlenme başvurusu sırasında seçtikleri rejimi yazılı olarak da bildirebilir. Şekle uyulmadan yapılan bir mal rejimi seçimi geçerli sayılmaz, bu yüzden 'sözlü anlaştık' gibi bir kabul mahkemede korunmaz.
  • Sözleşme yapılmazsa ne olur? Hiçbir seçim yapılmamışsa kanun gereği eşler arasında otomatik olarak edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır (TMK m. 202) — sayfamızın önceki bölümünde anlattığımız yarı yarıya paylaşım kuralı da bu yasal rejimden doğar.

Çekişmeli Boşanmada Hangi Sebebe Dayanılabilir?

Anlaşmalı boşanma mümkün olmadığında dava, kanunda sayılan özel bir boşanma sebebine veya genel sebep olan evlilik birliğinin sarsılmasına dayandırılır. Doğru sebebin seçilmesi; hem ispat yükünü hem dava süresini doğrudan etkiler.

  • Zina (aldatma) sebebiyle boşanma Eşlerden biri zina ederse diğer eş boşanma davası açabilir; ancak bu hak sınırsız değildir. Dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve her hâlde fiilin üzerinden 5 yıl geçmesiyle düşer; aldatmayı affeden tarafın da artık bu sebebe dayanma hakkı kalmaz (TMK m. 161). Bu süreleri doğru hesaplamak, davanın en baştan reddedilmesini önler.
  • Terk sebebiyle boşanma Eş, evlilik yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla diğerini terk eder veya haklı sebep olmadan ortak konuta dönmezse; ayrılık en az 6 ay sürmüş ve hâkim/noter aracılığıyla yapılan ihtara rağmen dönülmemişse terk edilen eş dava açabilir (TMK m. 164). Kanun burada özel bir usul öngörür: dava açılabilmesi için önce 4. ayın dolması, sonra ihtar yapılması ve ihtardan itibaren 2 ay daha geçmesi gerekir — bu süreler atlanırsa dava usulden reddedilir.
  • Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürerse ve bu yüzden onunla birlikte yaşamak diğer eşten beklenemezse, bu eş süre sınırı olmaksızın her zaman boşanma davası açabilir (TMK m. 163).
  • Genel sebep: evlilik birliğinin sarsılması Uygulamada en sık kullanılan sebep budur ('şiddetli geçimsizlik' olarak da bilinir): ortak hayatı sürdürmek eşlerden artık beklenemeyecek derecede temelden sarsılmışsa, taraflardan her biri dava açabilir (TMK m. 166). Davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı vardır; ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında davalı/çocuklar için korunmaya değer bir yarar kalmamışsa mahkeme yine de boşanmaya karar verebilir. 2024 değişikliğiyle ayrıca, ret kararı kesinleştikten sonra bir yıl boyunca ortak hayat kurulamamışsa, bu süre sonunda tek taraflı istemle evlilik birliğinin sarsılmış sayılacağı da kanuna eklenmiştir.

Boşanma Sonrası: Soyadı ve Nafakanın Sona Ermesi

Karar kesinleştikten sonra da müvekkillerimizden gelen sorular bitmiyor; en sık karşılaştığımız iki konu soyadı ve nafakanın ne zaman/nasıl sona ereceği.

  • Boşanan kadın hangi soyadını taşır? Kadın kural olarak evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Ancak boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati olduğunu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceğini ispatlarsa, hâkimden bu soyadı taşımaya devam etmek için izin isteyebilir; koşullar değişirse koca bu iznin kaldırılmasını talep edebilir (TMK m. 173).
  • Nafaka veya tazminat ne zaman kendiliğinden sona erer? İrat (aylık/dönemsel) biçiminde ödenen maddi tazminat veya yoksulluk nafakası, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden sona erer. Alacaklının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise nafaka otomatik değil, mahkeme kararıyla kaldırılır (TMK m. 176).
  • Nafaka miktarı sonradan artırılabilir veya azaltılabilir mi? Evet. Tarafların mali durumu değişir veya hakkaniyet gerektirirse, irat biçimindeki tazminat ya da nafakanın artırılması veya azaltılması için ayrı bir dava açılabilir; talep hâlinde hâkim, gelecek yıllarda ödenecek miktarı tarafların sosyal ve ekonomik durumuna göre önceden de karara bağlayabilir.
  • Manevi tazminat da irat (aylık) biçiminde ödenebilir mi? Hayır. Maddi tazminat ve yoksulluk nafakası toptan veya irat biçiminde ödenebilirken, manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine kanunen karar verilemez — manevi tazminat her zaman toptan bir miktar olarak hükmedilir (TMK m. 176). Bu ayrımı protokol veya dava dilekçesi hazırlanırken gözden kaçırmamak gerekir.

Sık Sorulan Sorular

Esenyurt Boşanma Avukatı — SSS

Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için lütfen randevu alınız.

Tarafların boşanmanın mali sonuçları (nafaka, tazminat, mal paylaşımı), varsa çocuğun velayeti ve kişisel ilişki konularında tam uzlaştığı ve protokolün TMK m.166/3'e uygun eksiksiz hazırlandığı anlaşmalı boşanma davaları, mahkemenin yoğunluğuna göre genellikle tek celsede, ortalama 1-2 ay içinde sonuçlanabilir. Kanunun aradığı ön şart, evliliğin en az 1 yıl sürmüş olmasıdır; bu süre dolmadan açılan dava anlaşmalı olarak görülemez ve çekişmeli usule döner. Duruşmada hâkim, tarafları ve varsa çocukları bizzat dinleyerek iradenin serbestçe ve baskı altında olmadan oluştuğuna kanaat getirmek zorundadır; bu nedenle taraflardan birinin duruşmaya katılmaması veya protokolde tereddüt yaratacak eksik/çelişkili madde bulunması süreci uzatabilir, hatta çekişmeli boşanmaya dönüşmesine yol açabilir. Protokolün; nafaka miktarı, ödeme şekli, tazminat, ev eşyası ve varsa velayet-kişisel ilişki düzenlemesini net biçimde içermesi, hem sürecin hızını hem de ileride yeniden dava açılma riskini azaltır. Protokol mahkemece onaylanıp karar kesinleştikten sonra tekrar dava açılarak değiştirilmesi kolay değildir; bu yüzden protokolün ilk aşamada eksiksiz ve her iki tarafın menfaatini dengeleyecek şekilde hazırlanması büyük önem taşır.

Çekişmeli boşanma davaları; delil durumu, tanık sayısı ve mahkemenin iş yoğunluğuna göre ilk derecede ortalama 1-2 yıl sürer. Süreyi belirleyen ana etkenler şunlardır: dilekçeler aşamasının (dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap) tamamlanma hızı, tanık sayısı ve tanıkların duruşmalara katılımı, kusur iddialarını destekleyen delillerin (mesaj kayıtları, banka hareketleri, sosyal inceleme raporu) toplanma süresi ve velayet uyuşmazlığı varsa uzman/pedagog incelemesi. Taraflardan birinin karara itiraz etmesi hâlinde istinaf aşaması ve şartları varsa temyiz, toplam süreyi uzatabilir; yalnızca nafaka veya tazminat gibi ferî hükümlere itiraz edilip boşanma kısmının kesinleştirilmesi de mümkündür. Süreci kısaltmanın en etkili yolları; delil listesinin dava dilekçesiyle birlikte eksiksiz sunulması, tanıkların ulaşılabilir olması ve dava sırasında dahi tarafların ortak noktalarda anlaşarak dosyayı anlaşmalı boşanmaya dönüştürme imkânını değerlendirmesidir. Her dosyanın kendi dinamiği olduğundan, ilk görüşmede somut durumunuza göre gerçekçi bir takvim çıkarılması en sağlıklısıdır.

2002 sonrasında kurulan evliliklerde, eşler noterde farklı bir rejim seçmedikçe yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır (TMK m.218 vd.). Buna göre evlilik süresince emek veya para karşılığı edinilen mallar — maaş ve birikimler, evlilik içinde alınan ev ve araç, kira gelirleri, SGK ödemeleri — tasfiyede kural olarak eşit paylaşıma tabidir. Miras veya bağış yoluyla gelen mallar, evlilik öncesinde edinilenler, kişisel eşyalar ve manevi tazminat alacakları ise kişisel mal sayılır ve paylaşım dışıdır (TMK m.220). Bir eşin kişisel malının ediniminde diğer eşin katkısı varsa katkı payı; kişisel malla edinilmiş mal birbirine karışmışsa denkleştirme hesabı gündeme gelir. Önemli bir usul noktası şudur: mal paylaşımı boşanma kararıyla kendiliğinden gerçekleşmez; ayrı bir mal rejiminin tasfiyesi (katılma alacağı) davası gerektirir ve bu dava genellikle boşanmanın kesinleşmesinden sonra görülür. Tapu kayıtları, banka hareketleri ve kredi ödeme tabloları bu davanın temel delilleridir; mal kaçırma şüphesi varsa tedbir talebi ilk günden değerlendirilmelidir.

Nafaka türüne göre farklı kriterler uygulanır. Yoksulluk nafakasında (TMK m.175) hâkim; nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşüp düşmeyeceğini, kusur durumunu (ağır kusurlu eş yoksulluk nafakası isteyemez) ve diğer eşin ödeme gücünü birlikte değerlendirir; miktar sabit bir formülle değil, somut olayın koşullarına göre takdir edilir ve süresiz olarak bağlanabilir. İştirak nafakasında (TMK m.182, m.327 vd.) ise çocuğun eğitim, sağlık, barınma ve genel bakım ihtiyaçları ile her iki ebeveynin gelir durumu esas alınır; bu nafaka çocuğun ergin olmasına kadar (eğitim devam ediyorsa uzatılabilir) her iki ebeveynin ortak sorumluluğundadır. Tedbir nafakası, dava süresince ihtiyaçları karşılamak üzere geçici olarak hükmedilir. Nafaka miktarı, tarafların gelirinde belirgin değişiklik olması hâlinde sonradan artırım veya azaltım davasıyla yeniden belirlenebilir; enflasyon karşısında erimeyi önlemek için nafakaya yıllık artış şartı da eklenebilir. Nafaka borcunun ödenmemesi hem icra takibi hem de belirli şartlarda İcra ve İflas Kanunu kapsamında ayrı bir hukuki sorumluluk doğurabileceğinden, ödemelerin düzenli ve belgelenebilir şekilde (banka havalesi gibi) yapılması ileride ispat açısından tarafları koruyan bir tercihtir.

Esenyurt ilçesindeki hukuk ve ceza dosyalarının önemli bölümü Büyükçekmece Adliyesi'nde görülür. Esenyurt'taki hukuk ve ceza dosyalarının önemli kısmı Büyükçekmece Adliyesi'nde görülür. Türkiye'nin en kalabalık ilçesinin dosya yoğunluğunda deneyimli ve yerel uygulamayı bilen bir avukatla çalışmak süreci hızlandırır.

Evet. Ofisimiz Esenyurt'tadır; Esenyurt dahil çevre ilçelerden müvekkillerimizle ofiste, ihtiyaç hâlinde yerinde veya online görüşme yapıyoruz. Randevu için telefon ya da WhatsApp üzerinden ulaşabilirsiniz.

Sorunuzun cevabını bulamadınız mı? Bize ulaşın →

İlk Adımı Atın

Hukuki Sorununuz Beklemeye Gelmez

Süreler hak kaybettirir. Dosyanızı bugün birlikte değerlendirelim; size net bir yol haritası ve gerçekçi bir beklenti sunalım.