İçeriğe atla
Av. Çağatay KISAHukuk & Danışmanlık

Boşanma Avukatı

Boşanma Hukuku

Boşanma davaları anlaşmalı veya çekişmeli olarak açılır. Anlaşmalı boşanma, protokol hazırsa tek celsede sonuçlanabilir; çekişmeli boşanmada kusur, nafaka, velayet ve mal paylaşımı ayrı ayrı değerlendirilir. Sürecin doğru yönetilmesi hak kaybını önler.

Son güncelleme:

Bu Alanda Verdiğimiz Hizmetler

  • Anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanması ve dava takibi
  • Çekişmeli boşanma davaları (şiddetli geçimsizlik, aldatma, terk)
  • Velayet, kişisel ilişki kurulması ve velayetin değiştirilmesi
  • Tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakası davaları
  • Maddi ve manevi tazminat talepleri
  • Mal rejiminin tasfiyesi ve katılma alacağı davaları
  • 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbirleri
  • Aile konutu şerhi ve soybağı davaları

Sık Sorulan Sorular

Boşanma Hukuku Hakkında Merak Edilenler

Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için lütfen randevu alınız.

Tarafların boşanmanın mali sonuçları (nafaka, tazminat, mal paylaşımı), varsa çocuğun velayeti ve kişisel ilişki konularında tam uzlaştığı ve protokolün TMK m.166/3'e uygun eksiksiz hazırlandığı anlaşmalı boşanma davaları, mahkemenin yoğunluğuna göre genellikle tek celsede, ortalama 1-2 ay içinde sonuçlanabilir. Kanunun aradığı ön şart, evliliğin en az 1 yıl sürmüş olmasıdır; bu süre dolmadan açılan dava anlaşmalı olarak görülemez ve çekişmeli usule döner. Duruşmada hâkim, tarafları ve varsa çocukları bizzat dinleyerek iradenin serbestçe ve baskı altında olmadan oluştuğuna kanaat getirmek zorundadır; bu nedenle taraflardan birinin duruşmaya katılmaması veya protokolde tereddüt yaratacak eksik/çelişkili madde bulunması süreci uzatabilir, hatta çekişmeli boşanmaya dönüşmesine yol açabilir. Protokolün; nafaka miktarı, ödeme şekli, tazminat, ev eşyası ve varsa velayet-kişisel ilişki düzenlemesini net biçimde içermesi, hem sürecin hızını hem de ileride yeniden dava açılma riskini azaltır. Protokol mahkemece onaylanıp karar kesinleştikten sonra tekrar dava açılarak değiştirilmesi kolay değildir; bu yüzden protokolün ilk aşamada eksiksiz ve her iki tarafın menfaatini dengeleyecek şekilde hazırlanması büyük önem taşır.

Çekişmeli boşanma davaları; delil durumu, tanık sayısı ve mahkemenin iş yoğunluğuna göre ilk derecede ortalama 1-2 yıl sürer. Süreyi belirleyen ana etkenler şunlardır: dilekçeler aşamasının (dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap) tamamlanma hızı, tanık sayısı ve tanıkların duruşmalara katılımı, kusur iddialarını destekleyen delillerin (mesaj kayıtları, banka hareketleri, sosyal inceleme raporu) toplanma süresi ve velayet uyuşmazlığı varsa uzman/pedagog incelemesi. Taraflardan birinin karara itiraz etmesi hâlinde istinaf aşaması ve şartları varsa temyiz, toplam süreyi uzatabilir; yalnızca nafaka veya tazminat gibi ferî hükümlere itiraz edilip boşanma kısmının kesinleştirilmesi de mümkündür. Süreci kısaltmanın en etkili yolları; delil listesinin dava dilekçesiyle birlikte eksiksiz sunulması, tanıkların ulaşılabilir olması ve dava sırasında dahi tarafların ortak noktalarda anlaşarak dosyayı anlaşmalı boşanmaya dönüştürme imkânını değerlendirmesidir. Her dosyanın kendi dinamiği olduğundan, ilk görüşmede somut durumunuza göre gerçekçi bir takvim çıkarılması en sağlıklısıdır.

2002 sonrasında kurulan evliliklerde, eşler noterde farklı bir rejim seçmedikçe yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır (TMK m.218 vd.). Buna göre evlilik süresince emek veya para karşılığı edinilen mallar — maaş ve birikimler, evlilik içinde alınan ev ve araç, kira gelirleri, SGK ödemeleri — tasfiyede kural olarak eşit paylaşıma tabidir. Miras veya bağış yoluyla gelen mallar, evlilik öncesinde edinilenler, kişisel eşyalar ve manevi tazminat alacakları ise kişisel mal sayılır ve paylaşım dışıdır (TMK m.220). Bir eşin kişisel malının ediniminde diğer eşin katkısı varsa katkı payı; kişisel malla edinilmiş mal birbirine karışmışsa denkleştirme hesabı gündeme gelir. Önemli bir usul noktası şudur: mal paylaşımı boşanma kararıyla kendiliğinden gerçekleşmez; ayrı bir mal rejiminin tasfiyesi (katılma alacağı) davası gerektirir ve bu dava genellikle boşanmanın kesinleşmesinden sonra görülür. Tapu kayıtları, banka hareketleri ve kredi ödeme tabloları bu davanın temel delilleridir; mal kaçırma şüphesi varsa tedbir talebi ilk günden değerlendirilmelidir.

Nafaka türüne göre farklı kriterler uygulanır. Yoksulluk nafakasında (TMK m.175) hâkim; nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşüp düşmeyeceğini, kusur durumunu (ağır kusurlu eş yoksulluk nafakası isteyemez) ve diğer eşin ödeme gücünü birlikte değerlendirir; miktar sabit bir formülle değil, somut olayın koşullarına göre takdir edilir ve süresiz olarak bağlanabilir. İştirak nafakasında (TMK m.182, m.327 vd.) ise çocuğun eğitim, sağlık, barınma ve genel bakım ihtiyaçları ile her iki ebeveynin gelir durumu esas alınır; bu nafaka çocuğun ergin olmasına kadar (eğitim devam ediyorsa uzatılabilir) her iki ebeveynin ortak sorumluluğundadır. Tedbir nafakası, dava süresince ihtiyaçları karşılamak üzere geçici olarak hükmedilir. Nafaka miktarı, tarafların gelirinde belirgin değişiklik olması hâlinde sonradan artırım veya azaltım davasıyla yeniden belirlenebilir; enflasyon karşısında erimeyi önlemek için nafakaya yıllık artış şartı da eklenebilir. Nafaka borcunun ödenmemesi hem icra takibi hem de belirli şartlarda İcra ve İflas Kanunu kapsamında ayrı bir hukuki sorumluluk doğurabileceğinden, ödemelerin düzenli ve belgelenebilir şekilde (banka havalesi gibi) yapılması ileride ispat açısından tarafları koruyan bir tercihtir.

Zina sebebine dayalı boşanma davası, aldatmanın öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve her hâlde zinanın üzerinden 5 yıl içinde açılmalıdır. Süre geçtiyse evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanılabilir.

Mal rejiminin tasfiyesini tehlikeye düşürecek şekilde mal kaçırma şüphesi varsa, TMK m.199 uyarınca mahkemeden diğer eşin mal üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasını isteyebilirsiniz. Banka hesap hareketleri ve tapu kayıtlarının erken aşamada tespit ettirilmesi, kaçırma girişimini kanıtlamada belirleyicidir.

Dava süresince hâkim, tarafların talebi üzerine ailenin konutunun kime tahsis edileceğine tedbir niteliğinde karar verebilir; çocuğun bulunduğu ortamın istikrarı ve tarafların güvenliği bu kararda öncelikli kriterlerdir. Ayrıca TMK m.194 uyarınca aile konutu şerhi, konutun bir eş tarafından diğerinin rızası olmadan satılmasını veya ipotek edilmesini engeller.

TMK m.173 uyarınca boşanan kadın, kural olarak evlenmeden önceki soyadını yeniden alır; ancak kendisine bir zarar vermeyeceğini ispatlarsa ve talep ederse, evlilik soyadını kullanmaya devam etmesine hâkim izin verebilir. Bu talebin boşanma davası içinde veya kesinleşen kararın ardından ayrıca ileri sürülmesi gerekir.

Evet, tarafların ekonomik ve sosyal durumunda protokol imzalandıktan sonra önemli bir değişiklik olması hâlinde (işsiz kalma, yeniden evlenme, ciddi bir sağlık sorunu gibi) nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması için ayrı bir dava açılabilir; iştirak nafakasında bu değişiklik çocuğun ihtiyaçları esas alınarak değerlendirilir.

Sorunuzun cevabını bulamadınız mı? Bize ulaşın →

Blog

Boşanma Hukuku Yazıları

İlk Adımı Atın

Hukuki Sorununuz Beklemeye Gelmez

Süreler hak kaybettirir. Dosyanızı bugün birlikte değerlendirelim; size net bir yol haritası ve gerçekçi bir beklenti sunalım.