Vesayet Altındakilerin Malları UYAP Elektronik Satış Portalında Satılacak
12. Yargı Paketi ile TMK m.440 ve m.444 değişti: vesayet altındakilerin taşınır ve taşınmaz malları artık UYAP elektronik satış portalında satılacak.
Miras Avukatı
Mirasçılar; ölümden sonra veraset ilamı alarak terekeyi paylaşabilir, saklı payları ihlal eden işlemlere karşı tenkis davası açabilir. Mirasın reddi için ölümün öğrenilmesinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre geçerlidir.
Miras hukuku, aile ilişkilerinin en hassas olduğu dönemde gündeme gelir ve teknik kuralları sıkıdır. Mirasın reddindeki 3 aylık süre veya tenkis davasındaki hak düşürücü süreler kaçırıldığında geri dönüş mümkün değildir. Büromuz; veraset ilamının alınmasından tereke tespitine, mirasta mal paylaşımından muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) davalarına, vasiyetname ve miras sözleşmelerinin düzenlenmesinden mirasın reddine kadar tüm miras süreçlerinde hizmet verir.
Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 598. maddesi uyarınca, başvurusu üzerine yasal mirasçı olduğu belirlenen kişilere sulh hukuk mahkemesi veya noterlik tarafından mirasçılık sıfatını gösteren bir belge verilir. Mirasçı atamaya veya vasiyete dayalı taleplerde ise ilgili kişilere bildirimden itibaren bir ay içinde itiraz edilmezse belge düzenlenir. Mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir ve ölüme bağlı tasarrufun iptali davası hakkı saklıdır; bu nedenle belge alındıktan sonra da mirasçılık durumunun hukuken kesinleştiği düşünülmemelidir. Çekişmesiz nitelikteki başvurularda noterlik yoluyla belge alınması genellikle aynı gün sonuçlanan hızlı bir seçenektir; ancak mirasçılar arasında ihtilaf varsa veya yabancılık unsuru taşıyorsa başvurunun doğrudan sulh hukuk mahkemesine yapılması gerekir. Evlilik dışı çocuk veya evlat edinme gibi karmaşık aile yapılarında, nüfus kayıtlarındaki olası eksiklerin de aynı süreçte netleştirilebilmesi açısından mahkeme yolu tercih edilebilir; belgenin alınmasından sonra yeni bir mirasçının ortaya çıkması hâlinde belgenin iptali ve yeniden düzenlenmesi de mümkündür.
TMK m.506, belirli yakın mirasçıların miras bırakanın vasiyetle dahi ortadan kaldıramayacağı bir asgari payı olduğunu düzenler: altsoy (çocuklar, torunlar) için yasal miras payının yarısı, ana-baba için yasal miras payının dörtte biri, sağ kalan eş için ise altsoy veya ana-baba zümresiyle birlikte mirasçı olunması hâlinde yasal payın tamamı, diğer hâllerde yasal payın dörtte üçü saklı paydır. Miras bırakanın yaptığı bağış veya vasiyetle bu saklı paylar ihlal edilmişse, ilgili mirasçı tenkis davası açarak ihlalin giderilmesini talep edebilir. Saklı payın hesaplanmasında yalnızca miras bırakanın ölüm anındaki mevcut malvarlığı değil, sağlığında yaptığı ve kanunen tenkise tabi kazandırma sayılan bazı bağış ve karşılıksız devirler de terekeye eklenerek dikkate alınır; bu nedenle tenkis davasında öncelikle tereke bu genişletilmiş kapsamda tam olarak tespit edilmeli, saklı pay oranı bu tablo üzerinden hesaplanmalıdır. Tenkise tabi birden fazla kazandırma varsa, en yeni tarihli olandan başlanarak indirim yapılması dava stratejisinin önemli bir parçasıdır.
TMK m.606 uyarınca miras, üç ay içinde reddolunabilir; bu süre yasal mirasçılar için mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten, atanmış mirasçılar için ise tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar. Miras bırakanın borçları aktifinden fazlaysa bu süre içinde ret beyanında bulunulmaması, mirasçının kişisel malvarlığıyla da sorumlu olması sonucunu doğurabilir; bu nedenle tereke borçlarının erken tespiti kritik önem taşır. Ret beyanı, mirasçının yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine yazılı veya sözlü olarak yapılır ve mahkemece bir deftere kaydedilir; beyanın süresi içinde ve şarta bağlanmadan yapılması gerekir. Mirasçılardan biri mirası reddederse payı diğer mirasçılara kalır; yasal mirasçıların tamamı reddederse tereke iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Ayırt etme gücüne sahip olmayan veya kısıtlı mirasçılar adına ret beyanında bulunabilmek için vasi veya kayyımın ayrıca sulh hukuk mahkemesinden izin alması gerekir; bu izin süreci de 3 aylık ret süresi işlerken tamamlanmalıdır; sürenin kısıtlı mirasçı bakımından işlemeye devam ettiği unutulmamalıdır.
TMK m.642 uyarınca mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereği ortaklığı sürdürmekle yükümlü değilse, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir. Taraflar anlaşamazsa sulh hukuk mahkemesinden terekedeki malların aynen veya satış yoluyla paylaştırılması istenebilir; taşınmazlardan birinin bir mirasçıya bırakılıp değer farkının parayla denkleştirilmesi de mümkündür. Paylaşımın derhâl yapılması malın değerini önemli ölçüde azaltacaksa, mahkeme paylaşımın ertelenmesine karar verebilir.
Miras bırakanın, gerçekte bağışladığı bir malı saklı paylı mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla satış gibi göstermesi hâlinde, mağdur mirasçılar muris muvazaası davası açarak işlemin muvazaalı olduğunun tespitini ve tapu kaydının iptalini talep edebilir. Bu dava türü, yerleşik Yargıtay içtihadıyla kabul edilmiş bir uygulamadır ve tapulu taşınmazın gerçek değerinden belirgin ölçüde düşük veya bedelsiz devri, davada güçlü bir emare olarak değerlendirilir.
Türk hukukunda vasiyetname üç şekilde yapılabilir: iki tanık huzurunda noter veya sulh hâkimi önünde düzenlenen resmî vasiyetname (TMK m.532 vd.), başından sonuna kadar miras bırakanın el yazısıyla yazılıp tarih atılan ve imzalanan el yazılı vasiyetname (TMK m.538) ve ancak olağanüstü durumlarda başvurulabilen sözlü vasiyet (TMK m.539). Şekil şartlarındaki en küçük eksiklik — örneğin el yazılı vasiyette tarihin bulunmaması — iptal sebebi olabilir. Vasiyetname; ehliyetsizlik, yanılma, aldatma, korkutma veya içeriğinin hukuka ve ahlaka aykırılığı sebepleriyle de iptal ettirilebilir (TMK m.557). İptal davası, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır; her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinden itibaren işleyen ve iyi niyetli olmayan davalılara karşı 20 yıla uzanan üst süreler geçerlidir (TMK m.559). Resmî vasiyetnamede tanıklık edecek kişilerin mirasçı olmaması ve kanunda sayılan tanıklık yasaklarına tabi bulunmaması gerekir; bu şartlara aykırı biçimde düzenlenen bir vasiyetname, ilgili kısımlar yönünden iptale konu edilebilir.
Tenkis davası süreye tabidir: mirasçıların, saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılmasının üzerinden 10 yıl geçmekle dava hakkı düşer (TMK m.571). Bu nedenle terekedeki bağış ve devirlerin erken tespit edilmesi, hakkın korunması için belirleyicidir. Tenkisten ayrı bir kurum olan denkleştirme (TMK m.669) ise miras bırakanın sağlığında altsoyuna yaptığı çeyiz, kuruluş sermayesi, borçtan kurtarma gibi karşılıksız kazandırmaların — aksi açıkça belirtilmedikçe — paylaşımda hesaba katılmasını sağlar. Uygulamada iki kurum sıkça karıştırılır: denkleştirme yalnızca yasal mirasçılar arasındaki dengeyi kurar, tenkis ise saklı payı ihlal eden tasarrufların indirilmesini hedefler; hangi davanın ya da ikisinin birlikte açılacağı tereke tablosuna göre planlanır.
Mirasçılardan bir kısmının yurt dışında yaşadığı dosyalar bölgemizde oldukça yaygındır. Yurt dışındaki mirasçı; Türkiye'ye gelmeden, bulunduğu ülkedeki Türk konsolosluğundan çıkaracağı vekâletname ile veraset ilamı alınması, tereke paylaşımı ve dava süreçlerinin tamamını vekili aracılığıyla yürütebilir. Yabancı ülke makamlarınca düzenlenen belgelerin Türkiye'de kullanılabilmesi için apostil şerhi ve yeminli tercüme gerekir. Miras bırakanın yabancı uyruklu olması veya terekede yabancılık unsuru bulunması hâlinde mirasçılık belgesinin noterden alınması mümkün olmayabilir; bu durumda belge sulh hukuk mahkemesinden talep edilir. Yabancı mahkemelerce verilmiş mirasa ilişkin kararların Türkiye'de hüküm doğurması ise ayrı bir tanıma-tenfiz sürecini gerektirir. Bu dosyalarda tebligat ve belge trafiği uzun sürdüğünden, sürecin en başında eksiksiz bir belge listesi çıkarılması zaman kaybını önler.
Büyükçekmece, Beylikdüzü ve Esenyurt'taki miras uyuşmazlıklarının önemli bölümü Büyükçekmece Adliyesi'ndeki sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemelerinde görülür: veraset ilamı ve ortaklığın giderilmesi talepleri sulh hukuk mahkemesinin, tenkis ve muris muvazaası gibi davalar ise asliye hukuk mahkemesinin görev alanındadır. Bölgenin hızlı imar geçmişi nedeniyle tereke dosyalarında sık rastlanan bir özellik, aynı taşınmazın hem miras payı hem imar/kentsel dönüşüm süreçleriyle iç içe geçmesidir; satış yoluyla ortaklığın giderilmesinde taşınmazın güncel imar durumu değeri doğrudan etkiler. Çekişmesiz veraset ilamı yabancılık unsuru yoksa noterlikten aynı gün alınabilir; çekişmeli dosyalarda ise keşif ve bilirkişi aşamaları nedeniyle süreç uzayabildiğinden, delillerin (tapu kayıtları, banka dökümleri, sağlık raporları) baştan eksiksiz sunulması duruşma sayısını azaltan en somut etkendir.
Uygulamada en sık karşılaştığımız hatalar şunlardır: borca batık terekede 3 aylık ret süresini kaçırmak ve borçlardan kişisel malvarlığıyla sorumlu hâle gelmek; mirasın reddinden önce tereke malları üzerinde tasarrufta bulunarak (örneğin aracı satmak, kirayı tahsil etmek) ret hakkını kaybettirecek davranışlara girişmek; el yazılı vasiyetnameyi şekil şartlarına dikkat etmeden hazırlamak; sağlararası devirlerin tapu ve banka kayıtlarını toplamadan muris muvazaası davası açmak ve aile içi baskıyla aceleye getirilmiş miras taksim sözleşmeleri imzalamak. Bir diğer yaygın yanılgı, veraset ilamının alınmasıyla paylaşımın kendiliğinden tamamlandığı sanısıdır; ilam yalnızca mirasçılık sıfatını gösterir, paylaşım ayrı bir hukuki süreçtir. Bu hataların ortak özelliği, sürecin başında kısa bir hukuki değerlendirmeyle tamamen önlenebilir olmalarıdır.
(Aşağıdaki örnek, sık karşılaşılan bir dosya tipini anlatmak amacıyla kurgulanmıştır; belirli bir müvekkile veya davaya atıf içermez.) Vefat eden bir esnafın geride kalan eşi ve iki çocuğu, cenazeden kısa süre sonra bankalardan ve icra dairelerinden gelen yazılarla terekenin borçlu olabileceğini fark eder. Böyle bir dosyada ilk iş, terekenin aktif ve pasifinin hızla çıkarılmasıdır: bankalar, tapu, trafik tescil ve icra kayıtları sorgulanır. Borçların aktifi aştığı görülürse, 3 aylık süre içinde sulh hukuk mahkemesine mirasın gerçek reddi beyanında bulunulur; terekenin borca batıklığı açıkça belliyse ret karinesinin tespiti de gündeme gelebilir. Bu kurgu; sürenin, belge toplamanın ve ret türü seçiminin nasıl tek bir takvimde birleştiğini göstermektedir.
Son güncelleme:
Sık Sorulan Sorular
Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için lütfen randevu alınız.
Sorunuzun cevabını bulamadınız mı? Bize ulaşın →
Blog
12. Yargı Paketi ile TMK m.440 ve m.444 değişti: vesayet altındakilerin taşınır ve taşınmaz malları artık UYAP elektronik satış portalında satılacak.
Beylikdüzü'nde veraset ilamı noterden mi alınır, hangi adliye yetkili, miras nasıl paylaşılır? Adım adım yol haritası ve pratik bilgiler.
Eşe yapılan taşınmaz devrinde muris muvazaası hangi ölçütlerle ispatlanır? Yargıtay'ın aradığı fiili karineler, banka kayıtları, rayiç değer farkı ve delil listesi hataları.
İlk Adımı Atın
Süreler hak kaybettirir. Dosyanızı bugün birlikte değerlendirelim; size net bir yol haritası ve gerçekçi bir beklenti sunalım.