İşyeri Devrinde İşçinin Hakları Ne Olur?
İşyeri devrinde iş sözleşmeleri devralana kendiliğinden geçer, kıdem korunur. Devreden işverenin sorumluluğu iki yılla sınırlıdır; devir haklı fesih sebebi değildir.
İşyeri veya bir bölümü devredildiğinde işçinin iş sözleşmesi sona ermez: 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca devir tarihinde işyerinde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçlarıyla birlikte kendiliğinden devralana geçer. İşçinin kıdemi sıfırlanmaz; devralan işveren, hizmet süresine bağlı haklarda işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihi esas almak zorundadır. Devirden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan iki işveren birlikte sorumludur, ancak devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yılla sınırlıdır. Devir, tek başına ne işveren için fesih sebebi ne de işçi için haklı fesih sebebidir.
Sözleşme Neden "Kendiliğinden" Geçer?
İş Kanunu m. 6, devri hukuki bir işleme bağlar: satış, bağış, kira, intifa, birleşme, bölünme, ihale sonucu el değiştirme, hatta işletmenin ekonomik bütünlüğünün fiilen başkasına aktarılması. Devir için işçinin onayı aranmaz, ayrı bir sözleşme yapılması gerekmez, yeni bir işe giriş bildirgesi kıdem bakımından bir şey değiştirmez. Aynı kural 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 428. maddesinde de yer alır: işyerinin tamamı veya bir bölümü hukuki bir işlemle devredildiğinde hizmet sözleşmeleri bütün hak ve borçlarıyla devralana geçer, hizmet süresine bağlı haklarda devreden işveren yanında işe başlama tarihi esas alınır.
Bunun somut sonuçları şunlardır:
- Yıllık ücretli izne hak kazanmada ve izin süresinin belirlenmesinde toplam kıdem esas alınır.
- İhbar önelleri toplam kıdeme göre hesaplanır.
- İş güvencesi kapsamına girmek için aranan altı aylık kıdem hesabında devirden önceki süre sayılır.
- Kıdem tazminatı, devir tarihinde değil, sözleşme sona erdiğinde ve son ücret üzerinden, toplam süre üzerinden hesaplanır.
Devir sırasında işçiye "kıdem tazminatını alıp yeni şirkette sıfırdan başla" denmesi ve bu yönde belge imzalatılması sık görülen bir pratiktir. Böyle bir ödeme yapılmışsa bile, sonradan yapılacak hesapta toplam kıdem esas alınır ve ödenen tutar mahsup edilir; kıdem hakkının tamamen ortadan kalktığı sonucuna varılmaz.
Müteselsil Sorumluluk ve İki Yıllık Sınır
İş Kanunu m. 6/3'e göre devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludur; devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır. Bu kapsama tipik olarak şunlar girer: ödenmemiş ücretler, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ve genel tatil ücretleri, prim ve ikramiyeler, muaccel hâle gelmiş yıllık izin ücreti.
İki yıllık süre bir zamanaşımı değil, sorumluluğun kendisini sona erdiren bir süredir; dava açılmakla kesilmez, durmaz. Devirden iki yıl sonra devreden işverene karşı bu alacaklar için husumet yöneltilemez.
Kıdem tazminatı bu tablonun dışında kalır ve karıştırılmaya en müsait nokta budur. İki yıl geçmekle kıdem tazminatı dışındaki alacaklardan devreden işverenin sorumluluğu kalkmış olsa da, kıdem tazminatı yönünden 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca devir tarihindeki süre ve ücret üzerinden müteselsil sorumluluğu devam eder. Yani işçi sözleşmesi devirden yıllar sonra sona erse bile, devreden işverene kıdem tazminatı için başvurabilir — ancak devreden işveren yalnızca kendi dönemindeki süre ve o tarihteki ücret üzerinden hesaplanan tutarla sorumludur. Aradaki farkın tamamı devralan işverendedir.
Kanun iki istisna öngörür: tüzel kişiliğin birleşme, katılma ya da tür değişikliğiyle sona ermesi hâlinde birlikte sorumluluk hükümleri uygulanmaz (m. 6/4); iflas dolayısıyla malvarlığının tasfiyesi sonucu yapılan devirlerde ise m. 6 hükümleri hiç uygulanmaz (m. 6/son).
Devir, Fesih Sebebi midir?
Hayır. İş Kanunu m. 6/5 açıktır: devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf devirden dolayı feshedemez ve devir, işçi yönünden fesih için haklı sebep oluşturmaz. Ekonomik ve teknolojik sebeplerin yahut iş organizasyonu değişikliğinin gerekli kıldığı fesih hakları ile tarafların haklı nedenle derhal fesih hakları saklıdır.
İşyeri devri fesih niteliğinde olmadığından, devir sebebiyle feshe bağlı hakların istenmesi mümkün olmaz. İşyerinin devri işverenin yönetim hakkının bir sonucu olup, işyeri devri çalışma koşullarında değişiklik anlamına da gelmez. Buradan çıkan sonuç işçi açısından belirleyicidir: "şirket satıldı" gerekçesiyle istifa eden işçi kıdem tazminatına hak kazanamaz. Kıdem tazminatı için devirden bağımsız, kendi başına geçerli bir fesih sebebi gerekir.
Devirle Birlikte Çalışma Koşulları Değişirse
Devrin kendisi haklı fesih sebebi olmasa da, devralan işveren işçinin ücretini düşürür, görev tanımını esaslı biçimde değiştirir, çalışma yerini uzağa taşır, vardiya düzenini kökten dönüştürürse tablo değişir. Bu noktada İş Kanunu m. 22 devreye girer: esaslı değişiklik ancak işçiye yazılı olarak bildirilmek ve işçi tarafından altı iş günü içinde yazılı olarak kabul edilmek kaydıyla uygulanabilir. Kabul edilmeyen değişiklik işçiyi bağlamaz.
Ücretin ödenmemesi veya eksik ödenmesi ise ayrıca m. 24/II uyarınca işçiye derhal fesih hakkı verir. İşçinin dayanacağı sebep "devir" değil, devirden sonra fiilen yaşanan koşul değişikliğidir ve bu değişiklik ispat edilmelidir: bordrolar, görev değişikliği yazıları, servis güzergâhı, işyeri adresi kaydı, tanık beyanları.
Alt İşveren Değişikliği ve Asıl İşveren Sorumluluğu
Alt işverenin değişmesi çoğu zaman gerçek bir işyeri devridir; işin aynı işyerinde, aynı ekipmanla, aynı işçilerle sürdürülmesi hâlinde ekonomik bütünlük devredilmiş sayılır. Bu durumda yeni alt işveren, işçilerin kıdemini devralmak zorundadır.
Ayrıca İş Kanunu m. 2/7 uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak Kanun'dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur. Asıl işverenin bu sorumluluğu iki yıllık sınıra tabi değildir; alt işveren değişse dahi devam eder. Yıllık izin bakımından da m. 56'ya eklenen fıkra, alt işvereni değiştiği hâlde aynı işyerinde çalışmaya devam eden işçilerin izin süresinin aynı işyerindeki toplam çalışma süresi dikkate alınarak hesaplanacağını söyler.
Alt işveren ilişkisi muvazaalı ise sonuç daha ağırdır: işçiler başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır.
Toplu İş Sözleşmesi ve İşçinin İtiraz Hakkı
6356 sayılı Kanun'un 38. maddesi devrin toplu iş sözleşmesine etkisini düzenler. Devralan işverenin aynı işkolundaki işyerlerinde yürürlükte bir toplu iş sözleşmesi varsa, devralınan işyerinde uygulanan sözleşmeden doğan hak ve borçlar iş sözleşmesi hükmü olarak devam eder. Devralanın işyerinde uygulanan bir toplu iş sözleşmesi yoksa, devralınan işyerindeki toplu iş sözleşmesinden doğan hak ve borçlar yeni bir toplu iş sözleşmesi yapılıncaya kadar toplu iş sözleşmesi hükmü olarak varlığını sürdürür.
İşçinin devre itiraz hakkına gelince: İş Kanunu m. 6 böyle bir hak tanımaz. İşçi "ben devralana geçmek istemiyorum" diyerek sözleşmenin devrini engelleyemez. Tek istisna, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 178. maddesinde şirket bölünmesi için öngörülmüştür: tam veya kısmi bölünmede hizmet sözleşmeleri işçi itiraz etmediği takdirde devralana geçer; işçi itiraz ederse sözleşme kanuni işten çıkarma süresinin sonunda sona erer. Aynı maddede eski işverenle devralanın, bölünmeden önce muaccel olmuş alacaklardan ve sözleşmenin sona ereceği tarihe kadar muaccel olacak alacaklardan müteselsilen sorumlu olduğu düzenlenmiştir.
Sonuç
İşyeri devri, iş sözleşmesini ve kıdemi ortadan kaldırmaz; sözleşme bütün hak ve borçlarıyla devralana geçer. Devreden işverenin sorumluluğu genel alacaklarda iki yılla sınırlıyken, kıdem tazminatında kendi dönemiyle sınırlı olarak devam eder. Devir tek başına ne işveren ne işçi için fesih sebebidir; ancak devir sonrasında ortaya çıkan esaslı bir çalışma koşulu değişikliği, ayrı bir hukuki zemin oluşturabilir.
Kaynakça
- 4857 sayılı İş Kanunu m. 2, 6, 22, 24, 56 — İşyeri devri, müteselsil sorumluluk ve çalışma koşullarında değişiklik
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 428 — Hizmet sözleşmesinin devri
- 1475 sayılı İş Kanunu m. 14 — Kıdem tazminatı
- 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m. 38 — Devrin toplu iş sözleşmesine etkisi
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 178 — Şirket bölünmesinde hizmet sözleşmeleri
Sık Sorulan Sorular
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Mevzuat ve içtihat değişebilir; somut olayınız için mutlaka avukata danışınız.