Ticari Alacakta Temerrüt Faizi Nasıl Hesaplanır?
Ticari alacakta temerrüdün başlangıcı, avans faizi ile kanuni faiz farkı, TTK m. 1530 geç ödeme rejimi, bileşik faiz yasağı ve kısmi ödemelerin mahsubu.
Ticari alacakta temerrüt faizi, borçlunun temerrüde düştüğü tarihten başlayarak kalan asıl alacak üzerinden, dönem dönem değişen oranlar uygulanarak hesaplanır. Hesabın üç ayağı vardır: temerrüdün hangi gün doğduğu, hangi faiz türünün uygulanacağı (kanuni faiz mi, ticari işlere özgü avans faizi mi) ve kısmi ödemelerin hangi sıraya göre mahsup edileceği. Bu üç unsurdan biri yanlış kurulduğunda, hesap ne kadar ayrıntılı olursa olsun sonuç hatalı çıkar.
Temerrüt Hangi Gün Başlar?
Türk Borçlar Kanunu m. 117'ye göre muaccel bir borcun borçlusu kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. İkinci fıkra önemli bir istisna getirir: ifa günü taraflarca birlikte ya da sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanılarak usulüne uygun bildirimle belirlenmişse, o günün geçmesiyle borçlu kendiliğinden temerrüde düşer. Yani sözleşmede "fatura tarihinden itibaren 45 gün vade" gibi bir kayıt varsa, ayrıca ihtarname çekilmesine gerek kalmaz.
En çok tartışılan nokta faturaya tek taraflı yazılan vade kayıtlarıdır; alıcının kabul etmediği ve sözleşmede karşılığı bulunmayan bir fatura vadesi tek başına temerrüt doğurmaz. Vade yoksa iş ihtara kalır. İhtarın noter kanalıyla, alacağın miktarını ve dayanağını göstererek ve somut bir ödeme günü verilerek gönderilmesi, faizin başlangıç tarihini tartışmasız hâle getirir.
Kanuni Faiz mi, Avans Faizi mi?
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m. 1, sözleşmeyle oran belirlenmemişse uygulanacak kanuni faizi düzenler; oranı belirleme, indirme ve artırma yetkisi Cumhurbaşkanı'ndadır. Aynı Kanun'un m. 2/1 hükmü, temerrüde düşen borçlunun aksi kararlaştırılmadıkça bu oran üzerinden faiz ödeyeceğini söyler.
Ticari işler için m. 2/2 ayrı bir kapı açar: Merkez Bankası'nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı kanuni faizden yüksekse, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Madde dönem içi bir düzeltme de içerir: avans faiz oranı 30 Haziran günü, önceki yılın 31 Aralık oranından beş puan veya daha fazla farklıysa yılın ikinci yarısında yeni oran geçerli olur. Oran TCMB tarafından belirlendiği ve dönemsel değiştiği için hesap sabit tek oranla değil, dönemlere bölünerek yapılır.
En kritik usul kuralı şudur: avans faizi kendiliğinden uygulanmaz, talep edilmesi gerekir. Kanun metnindeki "istenebilir" ifadesinden hareketle, avans faizi oranının uygulanabilmesi için açık talep şarttır.
Dolayısıyla dava dilekçesinin ve takip talebinin sonuç kısmında "yasal faiziyle birlikte" demek yeterli değildir. Doğru kalıp şudur: "…TL asıl alacağın, her bir faturanın vade tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun m. 2/2 uyarınca değişen oranlarda ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline…"
Sözleşmede akdi faiz kararlaştırılmışsa iki hükmü birlikte okumak gerekir. TBK m. 120/3 ve 3095 m. 2/3 uyarınca akdi faiz oranı kanuni orandan yüksek olup temerrüt faizi ayrıca kararlaştırılmamışsa, temerrüt faizi de akdi faiz oranından yürür. TBK m. 120/2'ye göre sözleşmeyle kararlaştırılacak temerrüt faizi kanuni oranın yüzde yüz fazlasını aşamaz; ancak TTK m. 8/1 ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceğini söylediğinden bu tavanın tacirler arası ilişkilerde uygulanıp uygulanmayacağı tartışmalıdır.
Yabancı para alacaklarında 3095 m. 4/a devreye girer: sözleşmede daha yüksek bir akdi veya gecikme faizi yoksa, Devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır. Bu oran ilgili bankalardan müzekkere ile sorulmalıdır.
TTK m. 1530: Mal ve Hizmet Tedarikinde Özel Rejim
Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemler için TTK m. 1530 daha alacaklı lehine bir rejim kurar. Alacaklı tedarik borcunu yerine getirmişse, borçlu sözleşmede öngörülen tarihte veya ödeme süresinde ödemediğinde ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer ve alacaklı, şart edilmemiş olsa bile faize hak kazanır.
Sözleşmede ödeme günü ya da süresi yoksa maddenin dördüncü fıkrası otuz günlük yasal süreler öngörür:
- Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçluca alınmasını takip eden otuz günün sonunda,
- Faturanın alınma tarihi belirsizse mal veya hizmetin teslim alınmasını takip eden otuz günün sonunda,
- Fatura teslimden önce alınmışsa teslim tarihini takip eden otuz günün sonunda,
- Kabul veya gözden geçirme usulü öngörülmüşse, bu işlemin gerçekleştiği tarihten sonraki otuz günün sonunda.
Sözleşmeyle kararlaştırılabilecek ödeme süresi kural olarak azami altmış gündür; taraflar açıkça anlaşarak daha uzun süre öngörebilir, ancak alacaklının KOBİ ya da tarımsal/hayvansal üretici olduğu yahut borçlunun büyük ölçekli işletme sıfatını taşıdığı hâllerde altmış gün aşılamaz. Gecikme faizi ödenmeyeceğini veya ağır derecede haksız sayılacak kadar az faiz ödeneceğini öngören kayıtlar m. 1530/6 uyarınca geçersizdir.
Uygulanacak faiz oranı da farklıdır. TTK m. 1530/7 uyarınca oran sözleşmede öngörülmemiş veya ilgili hüküm geçersizse, faiz oranını ve tahsil masrafları için istenebilecek asgari giderim tutarını Merkez Bankası her yıl Ocak ayında ilan eder; bu oran, 3095 sayılı Kanun'daki ticari işlere uygulanacak gecikme faizi oranından en az yüzde sekiz fazla olmak zorundadır. Bu fark gözden kaçtığı için m. 1530 kapsamındaki alacakta salt avans faizi hesaplanarak hak kaybı yaşanması sık görülür.
Bileşik Faiz Yasağı ve Cari Hesap İstisnası
3095 sayılı Kanun m. 3, kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemeyeceğini emreder; TBK m. 121/2 de temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülemeyeceğini söyler.
İstisna dardır. TTK m. 8/2 uyarınca faizin anaparaya eklenerek yeniden faiz yürütülmesi şartı, üç aydan aşağı olmamak üzere yalnızca cari hesaplarda ve her iki taraf bakımından ticari iş niteliğindeki ödünç sözleşmelerinde geçerlidir; sözleşenler tacir değilse uygulanmaz. Aykırı işletilen faiz m. 8/4 gereğince yok hükmündedir. TBK m. 121/1'e göre faiz alacağının kendisi için temerrüt faizi ise ancak icra takibine girişildiği veya dava açıldığı günden itibaren istenebilir.
Kısmi Ödemeler Nereden Düşülür?
Uzun süren cari ilişkilerde asıl tartışma burada çıkar. TBK m. 100 açıktır: borçlu faiz veya giderleri ödemede gecikmemişse kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir ve aksine anlaşma yapılamaz. Bunun karşıt anlamı şudur: faiz ve giderleri ödemede gecikmiş borçlunun yaptığı kısmi ödeme, önce fer'i alacaklardan (faiz ve masraflardan) mahsup edilir, ancak artan bir tutar kalırsa asıl alacaktan indirilir. Maddenin ikinci fıkrasına göre alacağın bir kısmı güvence altındaysa, borçlu ödemesini güvenceli kısma mahsup ettiremez.
Doğru hesap yöntemi kronolojiktir: her ödeme tarihi itibarıyla o güne kadar birikmiş faiz hesaplanır, ödeme önce bu faize ve masraflara mahsup edilir, artan varsa asıl alacaktan düşülür ve kalan bakiye üzerinden yeniden faiz işletilir. Ödeme faizi karşılamıyorsa bakiye faiz borcu bir sonraki ödemede öncelikle tahsil edilir. Birden çok borç varsa mahsubun hangi borca yapılacağı TBK m. 102'deki sıraya göre belirlenir.
Bilirkişi Hesabında Nelere Dikkat Edilmeli?
Denetime elverişli bir rapor; her fatura için ayrı vade tarihi, her ödeme için ayrı mahsup satırı ve her dönem için uygulanan faiz oranını göstermelidir. Tekrar eden hatalar şunlardır:
- Tüm faturalar için tek bir ortalama temerrüt tarihi kabul edilmesi,
- Dönem boyunca sabit bir faiz oranı uygulanması, oran değişimlerinin yansıtılmaması,
- Ödemelerin doğrudan anaparadan düşülerek TBK m. 100'ün atlanması,
- TTK m. 1530 kapsamındaki alacakta genel avans faizinin uygulanması,
- Yabancı para alacağında banka faiz oranlarının sorulmaması,
- Faize faiz yürütülmesi.
Alacaklı temerrüt faizini aşan bir zarara uğramışsa TBK m. 122 uyarınca munzam zarar da isteyebilir; bu talep somut zarar kalemleri gösterilerek ayrıca ileri sürülmelidir. Ayrıca konusu bir miktar para olan ticari alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında TTK m. 5/A gereğince dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.
Sonuç
Ticari alacak dosyalarında faiz kalemi çoğu zaman asıl alacağı geride bırakacak büyüklüğe ulaşır. Faturaların, sözleşmenin ve ödeme dekontlarının dava öncesinde gözden geçirilip talebin doğru kurgulanması, telafisi güç kayıpların önüne geçer.
Kaynakça
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 100, 102, 117, 120, 121, 122
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A, 8, 1530
- 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m. 1, 2, 3, 4
Sık Sorulan Sorular
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Mevzuat ve içtihat değişebilir; somut olayınız için mutlaka avukata danışınız.