Haksız Rekabet Davasının Şartları Nelerdir?
Haksız rekabet davasının şartları, TTK m. 55'teki hâller, açılabilecek dava türleri, bir ve üç yıllık zamanaşımı, ihtiyati tedbir ve görevli mahkeme.
Haksız rekabet davası açabilmek için üç unsur aranır: rakipler arasındaki ya da tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen, dürüstlük kuralına aykırı bir davranış bulunmalı; bu davranış davacının müşterilerini, kredisini, meslekî itibarını veya diğer ekonomik menfaatlerini zarara uğratmalı ya da böyle bir tehlike yaratmalı; dava, Türk Ticaret Kanunu m. 60'taki bir ve üç yıllık zamanaşımı süreleri içinde açılmalıdır. Tazminat isteniyorsa kusur şartı da eklenir; tespit, men ve eski hâle iade davaları için kusur aranmaz.
Ölçüt: Dürüstlük Kuralına Aykırılık
TTK m. 54/1, hükümlerin amacını "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak tanımlar. İkinci fıkra ölçütü koyar: rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı ya da dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.
Bunun iki pratik sonucu vardır. Taraflar arasında doğrudan rekabet ilişkisi bulunması şart değildir; koruma tüm piyasa katılanlarına yayılmıştır. Ayrıca davranışın bir sözleşmeye veya tescilli hakka aykırı olması da gerekmez; dürüstlük kuralına aykırılık tek başına yeterlidir.
TTK m. 55'teki Başlıca Haksız Rekabet Hâlleri
Kanun m. 55'te haksız rekabet hâllerinin "başlıcalarını" altı grupta sayar. Liste sınırlayıcı değildir; sayılmayan bir davranış da m. 54/2 ölçütünü karşılıyorsa haksız rekabet oluşturur. En sık karşılaşılanlar:
- Kötüleme: Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını yanlış, yanıltıcı ya da gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek (a-1).
- Aldatıcı reklam ve yanıltıcı beyan: İşletmesi, malları veya fiyatları hakkında gerçek dışı açıklamada bulunmak (a-2); malların özelliklerini veya tehlikelerini gizleyerek müşteriyi yanıltmak (a-9); rakibin tanınmışlığından yararlanacak şekilde karşılaştırma yapmak (a-5).
- İltibas: Başkasının malları, iş ürünleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak (a-4). Davaların ağırlıklı kısmı bu bende dayanır.
- Tedarik fiyatının altında satış: Seçilmiş malları birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunup bunu reklamlarda vurgulamak (a-6); yanıltma karine sayılır, davalı gerçek tedarik fiyatını ispatlarsa bu fiyat esas alınır.
- Çalışanları ayartma: Üçüncü kişilerin işçi ve vekillerine, hak etmedikleri ve yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltecek yararlar sağlamak ya da önermek (b-2); onları iş sırlarını ifşa etmeye yöneltmek (b-3).
- Sır ifşası: Gizlice ve izinsiz ele geçirilen ya da hukuka aykırı öğrenilen bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendirmek veya bildirmek (bent d).
- İş şartlarına uymamak: Rakiplere de yüklenmiş olan ya da meslek dalında olağan sayılan iş şartlarına uymamak (bent e). Kayıt dışı çalışma ve ruhsatsız faaliyet iddiaları buraya dayanır.
- Dürüstlüğe aykırı işlem şartları: Kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan ya da sözleşmenin niteliğine aykırı hak-borç dağılımı öngören genel işlem şartları kullanmak (bent f).
Açılabilecek Davalar
TTK m. 56/1, ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek kişiye beş talep imkânı tanır: fiilin haksız olup olmadığının tespiti, haksız rekabetin men'i, maddi durumun ortadan kaldırılması (yanıltıcı beyanların düzeltilmesi ve kaçınılmazsa araç ve malların imhası dâhil), kusur varsa maddi tazminat ve TBK m. 58 koşullarıyla manevi tazminat.
Kanun maddi tazminat bakımından ek bir imkân verir: hâkim, davalının haksız rekabet sonucunda elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da hükmedebilir. Zararın ispatının güç olduğu dosyalarda bu hüküm belirleyici olur.
Kararın ilanı ayrı bir taleptir. TTK m. 59 uyarınca mahkeme, davayı kazanan tarafın istemiyle ve gideri haksız çıkan taraftan alınmak üzere, hükmün kesinleşmesinden sonra ilanına karar verebilir; şeklini ve kapsamını mahkeme belirler. Bu talebin dilekçede açıkça yer alması gerekir.
Fiil çalışanlar tarafından işlerini gördükleri sırada işlenmişse, tespit, men ve eski hâle iade davaları TTK m. 57 uyarınca çalıştıranlara karşı da açılabilir; m. 56/4 gereğince bu hüküm, haksız rekabete konu malları ticari amaçla elde edenler hakkında da icra olunur.
Kimler Dava Açabilir?
Davacı sıfatı yalnızca rakiplere ait değildir:
- Ekonomik menfaatleri zarar gören ya da böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kişiler (m. 56/1),
- Ekonomik çıkarları zarar gören müşteriler — ancak bunlar araçların ve malların imhasını isteyemez (m. 56/2),
- Ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, borsalar, üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili meslekî ve ekonomik birlikler, tüketicilerin menfaatlerini koruyan sivil toplum kuruluşları ve kamusal nitelikteki kurumlar — bunlar yalnızca tespit, men ve eski hâle iade davalarını açabilir, tazminat isteyemez (m. 56/3).
Zamanaşımı ve Başlangıcı
TTK m. 60'a göre m. 56'daki davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Fiil aynı zamanda Türk Ceza Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımına tabi bir suç niteliğindeyse, bu uzun süre hukuk davaları için de geçerlidir.
Fiilin süreklilik arz ettiği hâller ayrı bir değerlendirme gerektirir: haksız rekabet eylemi kesintisiz devam ediyorsa, zamanaşımının başlangıcının fiilin sona erdiği tarihe göre değerlendirilmesi uygulamada kabul gören bir yaklaşımdır. Bu nedenle devam eden bir ihlalde zamanaşımı savunmasının ne zaman işlemeye başladığı her dosyada ayrıca incelenmelidir.
İhtiyati Tedbir
TTK m. 61 uyarınca mahkeme, dava açma hakkı bulunan kişinin talebiyle mevcut durumun korunmasına, maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanıltıcı beyanların düzeltilmesine, ihtiyati tedbire ilişkin genel usul hükümlerine göre karar verebilir.
Cezayı gerektiren haksız rekabete konu mallara, ithalat veya ihracat sırasında hak sahibinin talebiyle gümrük idarelerince el konulabilir. Burada kısa bir süre işler: el koyma kararının tebliğinden itibaren on gün içinde dava açılmaz veya tedbir kararı alınmazsa el koyma ortadan kalkar.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Haksız rekabet TTK'da düzenlendiğinden, m. 4/1-a uyarınca tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın mutlak ticari davadır. TTK m. 5/1 gereğince dava değerine bakılmaksızın görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
Yetkide, davalının yerleşim yeri mahkemesi yanında haksız fiile ilişkin özel kural da işler: HMK m. 16 uyarınca haksız fiilin işlendiği, zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. İnternet üzerinden gerçekleşen fiillerde bu kural davacıya geniş seçim imkânı verir.
TTK m. 5/A, konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat davalarında arabuluculuğu dava şartı yapmıştır; tazminat talebi içeren haksız rekabet davalarında başvuru zorunludur, salt tespit ve men davaları kapsam dışıdır. Her yıl yeniden değerleme oranında güncellenen parasal sınırı geçmeyen ticari davalarda ise basit yargılama usulü uygulanır (m. 4/2).
Cezai Sorumluluk
TTK m. 62; m. 55'teki fiillerden birini kasten işleyenleri, kendi tekliflerinin tercih edilmesi için ürünleri veya ticari faaliyeti hakkında kasten yanıltıcı bilgi verenleri, çalışanları üretim ya da ticaret sırlarını ele geçirmeleri için aldatanları ve çalışanlarının bu fiilini öğrenip önlemeyen işverenleri cezalandırır.
Ceza, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Suç şikâyete tabidir; şikâyet hakkı m. 56 gereğince hukuk davası açabilecek olanlara aittir. TTK m. 63'e göre fiil bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmişse ceza, tüzel kişi adına hareket eden organ üyeleri veya ortakları hakkında uygulanır; tüzel kişi hakkında güvenlik tedbirlerine de hükmedilebilir.
Ceza yolunun ispat rejimi hukuk davasından katıdır. Ürünün taklit olduğunu ve şikâyet edilene ait olduğunu gösteren somut bağ kurulamadığında ya da hukuka aykırı delillere dayanıldığında beraat olağandır; delillerin şikâyet öncesinde usulüne uygun toplanması belirleyicidir.
Marka Hakkına Tecavüzle Sınır Nasıl Çizilir?
Tescilli bir markanın izinsiz kullanımı 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 29 kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturur ve SMK m. 156 uyarınca görevli mahkeme fikrî ve sınai haklar hukuk mahkemesidir. Haksız rekabet ise tescile bağlı olmayan daha geniş bir koruma alanıdır: tescilsiz işaretler, ürün ambalajı ve dış görünüşü, ticaret unvanı, alan adı, reklam ve piyasa davranışları bu kapsamda değerlendirilir.
İki hukuki dayanak sıklıkla birlikte ileri sürülür. Ayrım şöyle kurulur: talep tescilli markanın kullanımına dayanıyorsa SMK ve ihtisas mahkemesi; tescile dayanmayan bir işaret, tanıtım biçimi veya piyasa davranışı söz konusuysa TTK m. 54 vd. ve asliye ticaret mahkemesi devreye girer. İki dayanak birlikteyse dava ihtisas mahkemesinde açılır.
Sonuç
Haksız rekabet davalarında sonucu belirleyen çoğu zaman iddianın kendisi değil, hangi talebin hangi dayanakla ve hangi sürede ileri sürüldüğüdür. Fiilin hangi bende girdiğinin doğru tespiti, açılacak davanın türü ve zamanaşımı süresinin hesaplanması, dosyanın kurgusunu baştan belirler.
Kaynakça
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 4, 5/A, 54, 55, 56, 57, 59, 60, 61, 62, 63
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 58
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 16
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 29, 156
Sık Sorulan Sorular
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Mevzuat ve içtihat değişebilir; somut olayınız için mutlaka avukata danışınız.