Tenkis Davası Nasıl Açılır? Usul, Süre ve Yetkili Mahkeme
Tenkis davası kime karşı, hangi mahkemede ve hangi sürede açılır? Bir yıllık ve on yıllık hak düşürücü süreler, harç, dava değeri ve kademeli dava usulü.
Tenkis davası, saklı payı zedelenen mirasçı tarafından, mirasbırakanın son yerleşim yerindeki asliye hukuk mahkemesinde, kazandırmadan yararlanan kişiye karşı açılır; dava hakkı Türk Medeni Kanunu'nun 571. maddesi uyarınca saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinden itibaren on yıl geçmekle düşer. Bu süreler hak düşürücü nitelikte olduğundan hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir. Saklı pay ihlalinin ne zaman söz konusu olduğu ve farazi tereke hesabının nasıl kurulduğu ayrı bir yazıda ele alınmıştır; burada davanın usulüne odaklanılmaktadır.
Davacı ve Davalı Sıfatı: Dava Kimin, Kime Karşı?
TMK m. 560 açıktır: tenkis davasını "saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar" açabilir. Davacı sıfatı, saklı pay sahibi mirasçıya aittir. Saklı pay sahibi olmayan bir yasal mirasçının ya da atanmış mirasçının doğrudan tenkis talebinde bulunması mümkün değildir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 03.04.2023 tarihli ve 2022/395 Esas, 2023/1903 Karar sayılı kararı bu noktayı açıkça vurgular: davacılar mirasbırakanın saklı pay sahibi mirasçısı değilse, ancak hak düşürücü süre dolmadan ölen saklı pay sahibinin dava hakkının kendilerine intikal etmesi hâlinde davayı sürdürebilirler. Aynı yönde Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 13.02.2023 tarihli ve 2021/8124 Esas, 2023/798 Karar sayılı kararı da bulunmaktadır.
Dava hakkı istisnaen üçüncü kişilere de geçer. TMK m. 562 uyarınca mirasçının iflası hâlinde iflas idaresi ya da elinde aciz belgesi bulunan alacaklılar, ihtara rağmen mirasçı dava açmazsa, alacakları oranında ve mirasçıya tanınan süre içinde tenkis davası açabilirler.
Davalı, kazandırmadan yararlanan kişidir: vasiyet alacaklısı, atanmış mirasçı, sağlararası kazandırma yapılan mirasçı veya üçüncü kişi. Birden fazla kazandırma varsa her lehtar ayrı davalı gösterilir. Diğer mirasçıların davada yer alması zorunlu değildir; her saklı pay sahibi kendi payı oranında dava açar.
Bir Yıl ve On Yıl: Süreler Ne Zaman İşlemeye Başlar?
TMK m. 571'deki iki süre de hak düşürücü süredir; zamanaşımı değildir. Bunun pratik sonucu şudur: davalının süre def'i ileri sürmesine gerek yoktur, mahkeme resen inceler ve süre dolmuşsa davayı esasa girmeden reddeder.
Bir yıllık sürenin başlangıcı için kanunun aradığı ölçüt, mirasçının salt mirasbırakanın ölümünü öğrenmesi değildir; sürenin işlemeye başlaması için mirasçının saklı payına tecavüz eden tasarrufun varlığını ve bunun saklı payını ne ölçüde ihlal ettiğini de öğrenmiş olması gerekir. Bu nedenle sürenin başlangıç tarihinin dosyaya somut delillerle (tebligat, vasiyetnamenin okunması tutanağı, önceki bir davanın açılış tarihi gibi) kanıtlanması, tenkis dosyalarının en çok tartışılan noktalarından biridir.
On yıllık azami süre ise ikiye ayrılır: vasiyetnamelerde vasiyetnamenin açılma tarihinden, diğer tasarruflarda -sağlararası kazandırmalarda- mirasın açılması, yani ölüm tarihinden başlar. Bir tasarrufun iptali bir öncekinin yürürlüğe girmesini sağlıyorsa, süreler iptal kararının kesinleşmesi tarihinden itibaren işler (m. 571/2).
Def'i Yoluyla Tenkis Süreye Tabi Değildir
TMK m. 571/son, uygulamada sıkça gözden kaçan bir güvence sağlar: "Tenkis iddiası, def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir." Süreyi kaçırmış saklı pay sahibi, kendisine karşı açılan bir davada -örneğin vasiyet alacaklısının tescil talebinde- tenkisi savunma olarak ileri sürebilir; bu hâlde bir ve on yıllık süreler uygulanmaz. Cevap dilekçesinde ileri sürülen bu def'i, aktif talep imkânı kalmamış mirasçı için çoğu kez tek çıkış yoludur.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli mahkeme, HMK m. 2 uyarınca dava konusunun değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesidir. HMK m. 11/1-a, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisine ilişkin davalarda ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesini kesin yetkili kılar; TMK m. 576 da aynı yöndedir. Kesin yetki kamu düzenindendir; taraflar aksini kararlaştıramaz, mahkeme resen inceler.
Uygulamadaki asıl tartışma, tenkis talebi taşınmazlara ilişkin olduğunda HMK m. 12'nin (taşınmazın aynından doğan davalarda taşınmazın bulunduğu yer kesin yetkilidir) devreye girip girmeyeceğidir. Ayırt edici ölçüt, dilekçedeki talebin gerçekte ne olduğudur: ayakta duran bir tapu iptal ve tescil talebi varsa taşınmazın bulunduğu yer, talep salt tenkise indirgenmişse murisin son yerleşim yeri esas alınır. Bu yüzden dilekçenin ve varsa ıslah metninin talebi nasıl kurguladığı, yetki itirazının kaderini belirleyebilir.
Harç, Dava Değeri ve Islah
Tenkis, para ile ölçülebilir bir değere ilişkin olduğundan nispi harca tabidir. Dilekçede dava değeri gösterilmeli ve bu değer üzerinden Harçlar Kanunu'na ekli tarifedeki yürürlükteki orana göre peşin harç yatırılmalıdır.
Tenkis talebinin gerçek miktarı ancak farazi tereke hesabı yapıldıktan sonra ortaya çıkacağından, dava uygulamada çoğu kez HMK m. 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılır; bilirkişi raporunun ardından ıslahla talebin artırılması ve eksik nispi harcın tamamlattırılması usule uygun kabul edilir. Islah harcı yatırılmadan yapılan artırım sonuç doğurmaz; bu nedenle rapor tebliğinden sonra ıslah dilekçesi ile harcın birlikte sunulmasında yarar vardır.
Kademeli Dava Tekniği: Önce Muris Muvazaası, Olmazsa Tenkis
Taşınmaz devirlerinde en yaygın kurgu, tapu iptal ve tescil (muris muvazaası) talebinin birinci sırada, tenkisin terditli -kademeli- talep olarak ikinci sırada ileri sürülmesidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.07.2023 tarihli ve 2022/90 Esas, 2023/710 Karar sayılı kararı da tam olarak bu şekilde kurgulanmış bir davaya ilişkindir: davacı taraf önce tapu iptali ve tescil, bu kabul görmezse tenkis talep etmiştir. Uygulamada işlemin muvazaalı olmadığı saptanırsa mahkemenin, koşulları varsa terditli tenkis isteğini ayrıca değerlendirmesi gerekir; muvazaa iddiasını reddedip tenkisi hiç incelememek eksik inceleme sayılır.
Dilekçede terdit ilişkisi açık kurulmalıdır: "Öncelikle tapu iptal ve tescile, kabul görmemesi hâlinde saklı pay oranında tenkise karar verilmesi" gibi. İki talep için ayrı dava değeri ve harç gerekeceği de baştan hesaba katılmalıdır.
Tenkiste Sıra ve Hükmün İçeriği
TMK m. 570 sırayı belirler: tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar önce ölüme bağlı tasarruflardan yapılır; bu yetmezse en yeni tarihlisinden en eskisine doğru geriye gidilerek sağlararası kazandırmalardan yapılır. Kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan kazandırmalar en son sırada tenkis edilir.
Hükmün sonucu her zaman malın aynen iadesi değildir. TMK m. 564'e göre, değerinde azalma olmaksızın bölünmesi mümkün olmayan belirli bir mal vasiyeti tenkise tabi olursa, vasiyet alacaklısı dilerse tenkisi gereken kısmın değerini ödeyerek malın kendisine verilmesini, dilerse tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı isteyebilir; seçim hakkı ondadır. Kendisine tenkise tabi kazandırma yapılan kişi iyiniyetli ise TMK m. 566 uyarınca yalnızca mirasın geçmesi anında elinde kalanı geri vermekle yükümlüdür.
Farazi Tereke Hesabı ve Bilirkişi
Hesabın çekirdeği farazi (varsayımsal) terekedir. TMK m. 507 uyarınca tasarruf edilebilir kısım terekenin ölüm günündeki durumuna göre hesaplanır; borçlar, cenaze ve tereke giderleri düşülür. TMK m. 508 uyarınca tenkise tabi oldukları ölçüde sağlararası karşılıksız kazandırmalar terekeye eklenir. Mahkeme, kayıtları ve keşif sonuçlarını topladıktan sonra dosyayı bilirkişi heyetine tevdi eder.
Dosyaya tipik olarak şu belgeler sunulur:
- Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) ve nüfus kayıt örneği
- Tüm taşınmazların tapu kayıtları ile akit tabloları
- Varsa vasiyetname ve vasiyetnamenin açılması tutanağı
- Ölüm tarihine yakın döneme ait banka hesap hareketleri
- Kazandırmaların tarihlerini ve türlerini gösteren kronolojik liste
Sık yapılan hatalar bellidir: harcı tamamlamamak, hak düşürücü sürenin başlangıcını belgeyle ortaya koymamak, terdit ilişkisini dilekçede kurmamak, bilirkişi raporuna itiraz süresini kaçırmak ve yetkili mahkemeyi taşınmazın bulunduğu yer sanmak.
Sonuç
Tenkis dosyalarında sonucu belirleyen şey çoğu zaman esasa ilişkin tartışma değil; sürenin doğru hesaplanması, yetkili mahkemenin doğru seçilmesi ve dilekçenin terdit ilişkisiyle doğru kurulmasıdır.
Kaynakça
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 507, m. 508, m. 560-571, m. 576 — Tenkis davası, saklı pay, farazi tereke
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 2, m. 11, m. 12, m. 107 — Görev, yetki, belirsiz alacak davası
- 492 sayılı Harçlar Kanunu — Nispi harç
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 03.04.2023 tarihli, E. 2022/395, K. 2023/1903
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 13.02.2023 tarihli, E. 2021/8124, K. 2023/798
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 05.07.2023 tarihli, E. 2022/90, K. 2023/710
Sık Sorulan Sorular
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Mevzuat ve içtihat değişebilir; somut olayınız için mutlaka avukata danışınız.