Saklı Pay İhlali Durumunda Ne Yapılabilir?
Saklı payınızın ihlal edildiğini düşünüyorsanız izlenecek yol tenkis davasıdır. Farazi tereke hesabı, tapu iptali ile tenkis arasındaki tercih ve ispat yükü anlatılıyor.
Saklı payınızın ihlal edildiğini düşünüyorsanız başvurulacak yol tenkis davasıdır; bu dava, mirasbırakanın vasiyetname veya sağlararası kazandırmalarla saklı payı aşan bir tasarrufta bulunduğu durumlarda, aşan kısmın orantılı olarak indirilmesini sağlar. Vasiyetnamenin veya devrin tamamen iptalini değil, saklı payı zedeleyen kısmının "tenkisini" -yani kesilmesini- talep etmek söz konusudur. Davanın usul, süre ve harç boyutu ayrı bir yazıda ele alınmıştır; burada saklı pay ihlali fark edildiğinde önce hangi tespitlerin yapılması ve hangi stratejik tercihlerin gözetilmesi gerektiği anlatılmaktadır.
Öncelikle: İhlal Gerçekten Var mı?
Saklı pay ihlali iddiasının ilk aşaması, terekenin ölüm tarihindeki gerçek büyüklüğünün ortaya konmasıdır. Bunun için sadece mirasbırakanın ölüm anında üzerine kayıtlı mal varlığına değil, "farazi tereke" hesabına da bakmak gerekir. Farazi tereke, aktif terekeye mirasbırakanın hayattayken yaptığı ve tenkise tabi olabilecek karşılıksız kazandırmaların eklenmesiyle bulunan tutardır. Yargıtay'ın istikrarlı içtihatlarına göre, mirasbırakanın sağlığında gerçek bir satış yoluyla yaptığı devirler kural olarak tenkis hesabına dahil edilmez; çünkü bu taşınmazlar ölüm tarihi itibarıyla zaten terekeden çıkmış sayılır. Ancak işlemin aslında bir bağış olduğu ya da mirasbırakanın saklı payı etkisiz kılma kastıyla hareket ettiği ispatlanabiliyorsa, görünürde satış olan bu devirler de tenkis hesabına dahil edilebilir.
Tapu İptal Davası mı, Doğrudan Tenkis mi?
Uygulamada sık karşılaşılan bir tereddüt, saklı payı zedeleyen bir taşınmaz devri söz konusu olduğunda tapu iptal ve tescil davası mı açmak gerektiği, yoksa doğrudan tenkis davası mı açılacağıdır. Yargıtay kararları bu konuda iki yolu da mümkün görür:
- İşlemin muvazaalı (görünüşte satış, gerçekte bağış) olduğu iddia ediliyorsa tapu iptal ve tescil davası açılabilir; bu davada taşınmazın doğrudan mirasçı adına iadesi istenir.
- Davacı, tapu iptali talep etmek yerine işlemin gerçekliğini kabul edip yalnızca saklı payının zedelendiğini ileri sürerek tenkis talep edebilir; bu durumda taşınmazın bedeli farazi tereke hesabına dahil edilir ve tenkis buna göre yapılır.
Nitekim Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 05.07.2021 tarihli ve 2018/4456 Esas, 2021/3711 Karar sayılı kararı da satış görünümündeki bir devrin, saklı payı zedeleme kastı taşıdığının ayrıca ispatlanması hâlinde tenkis hesabına dahil edilebileceği yönündeki uygulamayı yansıtmaktadır. Tapu iptali talebi reddedilmiş olsa dahi, saklı pay ihlali kastı ayrıca ispatlanabiliyorsa tenkis talebinin bundan etkilenmeyeceği de Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımları arasında yer alır. Bu nedenle iki talebin dilekçede terditli (kademeli) olarak birlikte kurulması, ileride ikinci bir dava açma zorunluluğunu ortadan kaldırır.
Taşınmazın Kendisi mi, Bedeli mi Tenkise Konu Olur?
Bir başka önemli ayrım, mirasbırakanın doğrudan taşınmazı mı yoksa taşınmazın bedelini mi devrettiğidir. Mirasbırakan taşınmazı bizzat verdiyse tenkis hesabı taşınmaz üzerinden yapılır. Ancak mirasbırakan taşınmazı üçüncü kişiye satıp bedelini davalıya kazandırdıysa veya taşınmazın alım bedelini doğrudan davalıya ödediyse, tenkise konu olan taşınmazın kendisi değil, verilen paranın mirasın açıldığı tarihteki güncellenmiş değeridir. Bu ayrım, bilirkişi hesaplamasının hangi veriler üzerinden yapılacağını doğrudan etkilediğinden dava stratejisi açısından önemlidir.
Tenkis Davasında İspat Yükü Kimde?
Kural olarak satış yoluyla yapılan devirler gerçek kabul edildiğinden, bu karinenin aksini -işlemin aslında bağış olduğunu veya saklı payı zedeleme kastı taşıdığını- ispat yükü, saklı payı zedelendiğini iddia eden mirasçıya aittir. Bu ispat genellikle satış bedelinin gerçek değerle orantısızlığı, tarafların yakınlık derecesi, devrin ölüm tarihine yakınlığı ve mirasbırakanın diğer mirasçılara benzer bir kazandırma yapıp yapmadığı gibi unsurlarla ortaya konur.
Tenkis Sırası: Hangi Kazandırma Önce İndirilir?
Mirasbırakan birden fazla kazandırmada bulunmuşsa, bunların hepsi aynı anda ve aynı oranda tenkise tabi tutulmaz; kanun belirli bir sıra öngörür. Kural olarak önce ölüme bağlı tasarruflar (vasiyetname, miras sözleşmesi) tenkis edilir; bunlar saklı payı karşılamaya yetmiyorsa sağlararası kazandırmalara, en yeniden en eskiye doğru sıra ile geçilir. Bu sıralama, birden fazla davalının bulunduğu dosyalarda kimin ne kadar tenkise maruz kalacağını doğrudan etkilediğinden, dava dilekçesinde bu sıralamanın doğru kurgulanması önem taşır.
Tenkis Davası ile Denkleştirme (Terekeye İade) Davası Karıştırılmamalı
Uygulamada tenkis davası ile karıştırılan bir başka müessese de denkleştirmedir. Yasal mirasçılardan biri, mirasbırakandan miras payına mahsuben sağlığında bir kazandırma almışsa, diğer yasal mirasçılar bu kazandırmanın terekeye geri verilerek payların eşitlenmesini isteyebilir. Denkleştirme, saklı pay ihlali aranmaksızın yalnızca yasal mirasçılar arasında işleyen bir mekanizmadır; tenkis ise saklı payın zedelenmesi şartına bağlıdır ve yasal mirasçı olmayan üçüncü kişilere yapılan kazandırmalar için de uygulanabilir. Dosyanın hangi müesseseye dayandığının doğru tespiti, talep ve ispat stratejisini baştan belirlediği için kritik önem taşır.
Sonuç
Saklı pay ihlali şüphesi ortaya çıktığında öncelikli adım, terekenin ve farazi tereke hesabının doğru kurulması, ardından tapu iptali ile tenkis arasındaki tercihin -gerekirse terditli talep kurgusuyla- doğru yapılmasıdır. Sürenin doğru hesaplanması ve dava değerinin belirlenmesi ise usul boyutunun konusudur.
Kaynakça
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 560-571 — Tenkis davası ve saklı pay
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 05.07.2021 tarihli, E. 2018/4456, K. 2021/3711
Sık Sorulan Sorular
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Mevzuat ve içtihat değişebilir; somut olayınız için mutlaka avukata danışınız.