Borcunuzu Taksitle mi Ödediniz? TBK 100 Uyarınca Kısmi Ödemelerin Faize Mahsubu Nasıl Hesaplanır?
Kısmi ödemeler önce faize mi yoksa anaparaya mı sayılır? TBK 100'ün emredici kuralını ve alacaklıyı koruyan hesaplama yöntemini Yargıtay kararlarıyla anlatıyoruz.
Ticari ilişkilerde ve alacak-borç uyuşmazlıklarında sıkça karşılaşılan bir sorun vardır: Borçlu, borcunu tek seferde değil, zaman içinde parça parça (kısmi) ödemelerle kapatmaya çalışır. Peki bu ödemeler, biriken faizden mi yoksa doğrudan ana borçtan mı düşülür? Bu görünüşte teknik soru, aslında alacaklının cebine giren tutarı doğrudan etkileyen kritik bir hukuki meseledir. Bu yazıda, Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 100. maddesi uyarınca kısmi ödemelerin mahsup sırasını ve doğru faiz hesaplama yöntemini Yargıtay kararları ışığında açıklıyoruz.
Olayın Özeti
Alacaklı-borçlu ilişkisinde, borçlu vadesi geçmiş bir borcu tek seferde değil, farklı tarihlerde yaptığı kısmi ödemelerle kapatmaya çalışabilir. Borçlu genellikle bu ödemelerin doğrudan ana paradan düşülmesini ister; çünkü bu durumda anapara hızla azalır ve üzerinden işleyecek faiz miktarı da düşer. Ancak kanun, alacaklıyı koruyan farklı bir kural benimsemiştir.
Hukuki Uyuşmazlık Noktası
Sorunun özü şudur: Borçlunun temerrüde düştüğü (borcunu zamanında ödemediği) bir durumda yaptığı kısmi ödeme, önce faiz ve masraflardan mı, yoksa doğrudan anaparadan mı düşülmelidir? Ve birden fazla kısmi ödeme olduğunda bu hesaplama nasıl kronolojik olarak yapılmalıdır?
Mevzuat ve Yargıtay Ne Diyor?
TBK 100: Emredici Bir Mahsup Kuralı
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 84. maddesine karşılık gelir), borçlu tarafından yapılan kısmi ödemelerin mahsubunda emredici bir kural getirmektedir. Buna göre borçlu, faiz ve masrafları ödemede gecikmişse, yaptığı kısmi ödemeyi doğrudan ana borçtan düşme hakkına sahip değildir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/2165, K. 2016/16812, T. 2016 sayılı kararı ile Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/255, K. 2017/2262, T. 2017 sayılı kararında açıkça vurgulandığı üzere, yapılan kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflardan (fer'i alacaklardan) mahsup edilmesi, geriye kalan tutarın ise asıl alacaktan indirilmesi gerekmektedir. Bilirkişi hesaplamalarında ödemelerin doğrudan ana paradan düşülerek faiz mahsubunun göz ardı edilmesi, mahkemelerce bozma sebebi sayılmaktadır.
Kronolojik Hesaplama Yöntemi Şart
Birden fazla kısmi ödemenin bulunduğu durumlarda, her bir ödeme tarihi itibarıyla ayrı hesaplama yapılması zorunludur. Uygulanması gereken yönteme göre:
- Her ödeme tarihinde, o güne kadar birikmiş olan faiz miktarı tespit edilmelidir.
- Yapılan ödeme öncelikle bu faiz ve giderlere mahsup edilmelidir.
- Artan bir tutar varsa, ancak o zaman asıl alacaktan düşülmelidir.
- Kalan asıl alacak üzerinden bir sonraki ödeme tarihine kadar yeniden faiz işletilmeli ve bu silsile her ödeme için tekrarlanarak nihai bakiye saptanmalıdır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin E. 2018/3687, K. 2018/10389, T. 2018 sayılı kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/1490, K. 2022/1189, T. 2022 sayılı kararlarında da, her ödeme yapıldıkça bakiye alacağın bu şekilde saptanmasını gösteren, denetime elverişli ve ayrıntılı bir bilirkişi raporu alınmasının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Kuralın Emredici ve Re'sen Uygulanan Niteliği
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/24258, K. 2017/8685, T. 2017 sayılı kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/1059, K. 2024/1871, T. 2024 sayılı kararlarında, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmesi halinde TBK m. 100 hükmünün emredici olduğu ve bu kuralın re'sen (kendiliğinden) uygulanması gerektiği, yani taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece dikkate alınacağı ifade edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/81, K. 2025/717, T. 2025 sayılı kararında ise, TBK m. 100 uyarınca kısmi ödemenin ana borçtan düşülebilmesi için borçlunun faiz ödemede gecikmemiş olması gerektiği, aksi halde ödemenin faizden düşüleceği ve bu kuralın aksine anlaşma yapılamayacağı belirtilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2013/950, K. 2013/18494, T. 2013 sayılı kararında da borçlunun yaptığı kısmi ödemenin asıl alacağa mahsubunu isteyemeyeceği teyit edilmiştir.
Vade ve Temerrüdün Başlangıcı
Taraflar arasında belirlenen özel vade süreleri, temerrüdün oluşması ve faizin başlangıcı açısından belirleyicidir. Sözleşmede yer alan bir vade hükmü (örneğin "faturanın tebliğinden itibaren belirli bir süre") geçerli kabul edilir ve bu sürenin dolmasıyla borçlu temerrüde düşmüş sayılır; faiz bu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Dikkat Edilmesi Gerekenler
- "Mürekkep faiz" (faize faiz) yasağına dikkat edin. Bir ödeme tarihindeki birikmiş faiz, yapılan ödemeden büyükse, arta kalan faiz tutarı bir sonraki dönemin anaparasına eklenemez. Anapara sabit kalır, ödenemeyen faiz ayrı bir bakiye olarak beklemeye devam eder.
- İhtirazi kayıt şart değildir. Alacaklının makbuzda "faize ilişkin haklarını sakl tuttuğuna" dair bir kayıt düşmemiş olması dahi, kanun ödemenin faize yapılmış sayılacağını emrettiği için faiz talep hakkını ortadan kaldırmaz.
- Detaylı ve gün bazlı hesap tablosu hazırlatın. Mahkemeye veya karşı tarafa sunulacak talepte, salt bir "bakiye alacak" rakamı vermek yerine, her ödeme tarihini, o tarihe kadar işleyen faizi ve ödemenin faiz/anapara kırılımını gösteren detaylı bir tablo hazırlatmak, davanın seyrini doğrudan etkiler.
- Vadenin başlangıç tarihini netleştirin. Vade süresinin "belge tarihi" mi yoksa "tebliğ/kayıt tarihi" mi esas alınarak hesaplanacağı uygulamada tartışmalı olabileceğinden, bu hususun sözleşme veya yazışmalarla netleştirilmesi önemlidir.
Sonuç: Ne Yapmalısınız?
TBK m. 100 hükmü, alacaklıyı koruyan ve borçlunun kısmi ödemelerini kendi lehine kullanmasını engelleyen emredici bir düzenlemedir. Borçlunun faiz ödemede gecikmiş olması halinde, yaptığı her kısmi ödeme öncelikle birikmiş faiz ve masraflardan, ancak arta kalan kısım varsa anaparadan düşülür. Bu kural, taraflarca aksi kararlaştırılamaz ve mahkemece kendiliğinden uygulanır.
Eğer bir alacak-borç ilişkisinde kısmi ödemeler söz konusuysa, bakiye hesabının doğru yapılması için mutlaka her ödeme tarihini esas alan, kronolojik ve ayrıntılı bir hesaplama yaptırmanız gerekir. Böyle bir uyuşmazlıkla karşı karşıyaysanız, alacağınızın veya borcunuzun doğru tespiti için konusunda uzman bir avukattan ve gerekirse mali müşavirden destek almanızı öneririz.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Mevzuat ve içtihat değişebilir; somut olayınız için mutlaka avukata danışınız.