İtirazın Kaldırılması ile İtirazın İptali Arasındaki Fark Nedir?
İtirazın kaldırılması icra mahkemesinde altı ay, itirazın iptali genel mahkemede bir yıl içinde açılır. Belge şartı, süreler ve icra inkar tazminatı karşılaştırmalı olarak anlatıldı.
İtirazın kaldırılması, alacaklının elindeki belirli nitelikte belgelere dayanarak icra mahkemesinden takibin devamını istemesidir ve İcra ve İflas Kanunu'nun 68. maddesi uyarınca itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde talep edilmelidir. İtirazın iptali ise genel mahkemede açılan, her türlü delille alacağın varlığının ispat edildiği tam bir davadır ve İİK m. 67 gereği itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılır. En kısa ayrım: biri dar yetkili ve belgeye bağlı bir icra hukuku yolu, diğeri delil serbestisi olan bir maddi hukuk davasıdır.
Önce Başa Dönelim: Ödeme Emrine İtiraz ve Takibin Durması
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçluya ödeme emri tebliğ edilir. İİK m. 62 uyarınca itiraz etmek isteyen borçlu, itirazını ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde dilekçeyle veya sözlü olarak icra dairesine bildirmek zorundadır. İki nokta sık atlanır: borcun bir kısmına itiraz eden borçlu, itiraz ettiği kısmın cihetini ve miktarını açıkça göstermek zorundadır, göstermezse itiraz edilmemiş sayılır; takibin dayanağı senetteki imza reddediliyorsa, bu ayrıca ve açıkça beyan edilmelidir, aksi hâlde borçlu imzayı kabul etmiş sayılır.
Süresinde yapılan itiraz, İİK m. 66 uyarınca takibi durdurur. Alacaklının önündeki iki yol tam olarak bu noktada belirir.
İtirazın Kaldırılması: İcra Mahkemesinde Belgeye Dayalı Dar İnceleme
İİK m. 68'in birinci fıkrası, alacaklının hangi belgelerle icra mahkemesine gidebileceğini sınırlı biçimde sayar:
- İmzası ikrar edilmiş adi senet,
- Noterlikçe tasdik edilmiş, borç ikrarını içeren senet,
- Resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dâhilinde ve usulüne göre verdikleri makbuz veya belge.
Bu belgelerin ortak özelliği, kayıtsız ve şartsız bir borç ikrarı içermeleridir. Vadeye, koşula ya da karşı edimin ifasına bağlanmış bir metin m. 68 belgesi sayılmaz. Talep süresi altı aydır ve bu süre geçirilirse yalnızca icra mahkemesi yolu kapanmaz; kanun, aynı alacak için yeniden ilamsız takip yapılamayacağını da açıkça söyler.
İcra mahkemesindeki inceleme dar yetkilidir. İİK m. 68/4 uyarınca, terekenin borca batık olduğu iddiası dışında, itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz. Borçlu da m. 63 gereği, duruşmada senet metninden anlaşılanlar dışında itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez.
İmza İtirazı Varsa: İtirazın Geçici Kaldırılması ve Borçtan Kurtulma Davası
Takip adi senede dayanıyor ve borçlu imzayı reddetmişse, alacaklı yine altı ay içinde itirazın geçici kaldırılmasını isteyebilir (m. 68/a). İcra hâkimi imza incelemesi yapar; imzanın borçluya ait olduğuna kanaat getirirse itirazı geçici olarak kaldırır ve borçluyu takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder.
Bu karardan sonra borçlunun elinde bir imkân daha vardır. İİK m. 69'a göre kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde, takibin yapıldığı yer veya alacaklının yerleşim yeri mahkemesinde borçtan kurtulma davası açılabilir. Ancak davanın dinlenebilmesi, dava konusu alacağın yüzde on beşinin ilk duruşma gününe kadar mahkeme veznesine nakden depo edilmesine ya da aynı değerde teminat gösterilmesine bağlıdır. Haksız çıkan taraf, dava veya hükmolunan şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.
Banka Kredilerinde Özel Durum: m. 68/b
Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli krediler şeklinde işleyen kredilerde bankanın konumu güçlendirilmiştir. Krediyi kullandıran taraf, faiz tahakkuk dönemlerini takip eden on beş gün içinde hesap özetini noter aracılığıyla göndermek zorundadır. Süresinde gönderilen hesap özetinin içeriğine, alındığından itibaren bir ay içinde itiraz edilmezse; kredi sözleşmeleri, itiraz edilmemiş hesap özetleri, ihtarnameler ve krediyi kullandıran tarafça usulüne uygun düzenlenmiş diğer belge ve makbuzlar m. 68/1 anlamında belge sayılır. Uygulamada bankaların itirazın kaldırılması yolunu tercih etmesinin sebebi budur.
İtirazın İptali: Genel Mahkemede Tam Yargılama
Elinde m. 68 belgesi bulunmayan alacaklı için tek gerçek yol budur. İİK m. 67 uyarınca, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurularak, genel hükümler dairesinde alacağın varlığının ispatı suretiyle itirazın iptali istenir. Tanık, bilirkişi, keşif, yemin, ticari defterler; delil serbestisi vardır. Görevli mahkeme uyuşmazlığın niteliğine göre asliye hukuk, asliye ticaret, tüketici veya iş mahkemesidir.
Bir yıllık süre hak düşürücüdür; ancak kaçırılması alacağı yok etmez. Kanun, süreyi geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkının saklı olduğunu söyler. Bu durumda takip düşer, alacaklı sıradan bir alacak davası açar.
Arabuluculuk Dava Şartı
Ticari ve işçi-işveren uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartıdır. 7445 sayılı Kanun'un 41. maddesiyle bu alacak ve tazminatlara ilişkin itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da açıkça dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmış, düzenleme 1 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İtirazın kaldırılması ise bir dava değil, icra hukukuna özgü bir taleptir; arabuluculuk dava şartı burada uygulanmaz. Yol seçimini etkileyen sessiz ama önemli bir fark.
İcra İnkar Tazminatı: İki Yolun Ortak Zemini
İcra inkar tazminatı yalnızca itirazın iptali davasına özgü değildir; her iki yolda da hükmedilebilir.
- İtirazın iptalinde (m. 67/2): Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takipte haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
- İtirazın kaldırılmasında (m. 68/son): Talebin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, aynı nedenlerle reddi hâlinde alacaklı, karşı tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.
Tazminata kendiliğinden hükmedilmez; mutlaka talep edilmelidir. İtiraz eden kişi veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu aleyhine tazminata hükmedilmesi kötü niyetin ispatına bağlıdır.
Talebin usulden reddi hâlinde — örneğin belge m. 68 kapsamında değilse — borçlu lehine tazminata hükmedilemez; kanun bunun için esasa ilişkin nedenle red şartını arar. Ayrıca m. 68/son gereği borçlu menfi tespit veya istirdat davası, alacaklı ise genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar ertelenir.
Hangi Yolu Seçmeli? Pratik Karar Kriteri
Karar aslında tek soruya indirgenebilir: elinizde m. 68 kapsamında bir belge var mı?
- Varsa: İtirazın kaldırılması hızlıdır, harcı düşüktür, duruşma sayısı azdır, sonuç görece kısa sürede alınır. Altı aylık süreyi kaçırmamak koşuluyla ilk tercih budur.
- Yoksa: Alacak faturaya, teslim tutanağına, yazışmalara, tanık beyanına ya da sözlü sözleşmeye dayanıyorsa icra mahkemesi için esasına giremez. Doğrudan itirazın iptali davası açılmalıdır.
- Belgenin niteliği tartışmalıysa: Altı aylık süre içinde itirazın kaldırılması istenip, sonuç alınamazsa bir yıllık süre dolmadan itirazın iptali davası açılabilir. Her iki sürenin de takvime işlenmesi şarttır.
Bunun mümkün olmasının sebebi şudur: icra mahkemesi kararları maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. İcra hukukunun bir takip hukuku olması ve icra mahkemesi kararlarının maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaması nedeniyle alacaklı, itirazın kaldırılması talebi reddedilse dahi genel mahkemede itirazın iptali veya alacak davası açabilir; icra mahkemesindeki itirazın kaldırılması talebi genel mahkemedeki dava bakımından derdestlik de oluşturmaz.
Borçlu tarafında ise m. 72 devrededir: takipten önce veya sonra menfi tespit davası açılabilir; borç ödendikten sonra dava istirdat davasına dönüşür. Takipten sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez; borçlu ancak teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir.
Sonuç
İtirazın kaldırılması ile itirazın iptali, aynı amaca (itirazı hükümden düşürmek) hizmet eden ama nitelik olarak birbirinden tamamen farklı iki yoldur. Elinizdeki belgenin İİK m. 68 kapsamına girip girmediğinin doğru değerlendirilmesi, hem süre kaybını hem de yüzde yirmilik tazminat riskini doğrudan etkiler.
Kaynakça
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 62-72 — İtiraz, itirazın kaldırılması ve itirazın iptali
- 7445 sayılı Kanun m. 41 — Arabuluculuk dava şartının kapsamı
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu — İşçi-işveren uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartı
Sık Sorulan Sorular
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Mevzuat ve içtihat değişebilir; somut olayınız için mutlaka avukata danışınız.