Fatura mı, Cari Hesap mı? Alacağınızı Tahsil Ederken Doğru İcra Stratejisi
Ticari alacağınızı icra takibine koyarken faturaya mı cari hesaba mı dayanmalısınız? Yargıtay kararları ışığında doğru takip stratejisini anlatıyoruz.
Ticari ilişkilerde ödenmeyen alacaklar için icra takibi başlatmak, çoğu işletme sahibinin karşılaştığı kaçınılmaz bir süreçtir. Ancak burada gözden kaçan kritik bir ayrım var: Takibinizi hangi dayanağa oturtuyorsunuz — belirli faturalara mı, yoksa taraflar arasındaki genel cari hesap bakiyesine mi?
Bu tercih, sadece teknik bir detay değil; davanın kazanılıp kaybedilmesini doğrudan etkileyen stratejik bir karardır. Çünkü Yargıtay'a göre icra takibi, "takibe sıkı sıkıya bağlılık" ilkesi gereği, takipte gösterilmeyen bir alacak kalemini dava aşamasında kapsayamaz.
Olayın Özeti
Alacaklı bir taraf, karşı tarafla süregelen bir ticari ilişki (mal veya hizmet satışı) sonucunda alacaklı duruma gelir. Alacağını tahsil etmek için icra takibi başlatır. Ancak takip talebinde, alacağın dayanağını sadece belirli faturalar olarak mı, yoksa taraflar arasındaki cari hesap (açık hesap) ilişkisi olarak mı göstereceği net değildir.
Borçlu, takibe itiraz ettiğinde alacaklı, itirazın iptali davası açmak zorunda kalır. İşte bu davada mahkeme, incelemesini sadece takipte belirtilen dayanakla sınırlı tutar. Takipte yer almayan bir fatura veya cari hesap kalemi, dava aşamasında öne sürülemez.
Hukuki Uyuşmazlık Noktası
Yargı kararlarında istikrarlı biçimde vurgulanan ilke şudur: İtirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu bağlılık yalnızca alacak miktarıyla sınırlı olmayıp, alacağın kaynağı ve hukuki sebebi bakımından da geçerlidir.
Bu durum, alacaklıyı takip talebini hazırlarken kritik bir tercihle karşı karşıya bırakır:
- Sadece faturaya dayanmak: Takip, belirli fatura numaralarına dayandırılabilir. Ancak ticari defterlerde cari hesaptan kaynaklı daha yüksek bir alacak görünse dahi, mahkeme incelemesini yalnızca o faturayla sınırlı tutar.
- Cari hesap / açık hesap ilişkisine dayanmak: Taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi olmasa dahi, ticari ilişkinin "açık hesap" şeklinde yürütüldüğü durumlarda, takip bu bakiye üzerinden başlatılabilir. Bu durumda alacak miktarı, ticari defter ve kayıtların incelenmesiyle tespit edilir.
- Her iki dayanağın birlikte gösterilmesi: Uygulamada en kapsamlı ve güvenli yöntem budur; hem faturalara hem cari hesaba dayanan bir takip, mahkemenin inceleme alanını genişletir.
Yargıtay Ne Diyor?
- Yargıtay 19. Hukuk Dairesi (E. 2013/5941, K. 2013/9450, T. 2013): Takibini belirli faturalara hasreden alacaklının, dava aşamasında cari hesap üzerinden alacak iddiasında bulunamayacağını açıkça ifade etmiştir.
- Hukuk Genel Kurulu (E. 2015/1830, K. 2016/98, T. 2016) ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi (E. 2021/1005, K. 2023/710, T. 2023): Takip talebinde dayanılan borç ve sebebin, açılacak davanın sınırlarını belirlediğini vurgulamıştır.
- Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi (E. 2021/756, K. 2022/985, T. 2022): Ticari defterlerde cari hesaptan kaynaklı daha yüksek bir alacak görünse dahi, takipte sadece belirli bir fatura dayanak gösterilmişse, mahkeme incelemesinin o fatura ile sınırlı tutulacağına hükmetmiştir.
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi (E. 2020/1529, K. 2022/1777, T. 2022): Takibin cari hesap alacağına ilişkin olduğu durumlarda, alacak miktarının tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesiyle tespit edileceğini belirtmiştir.
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi (E. 2021/5, K. 2021/801, T. 2021): Takibin hem faturaya hem cari hesaba dayalı olmasının, mahkemenin inceleme alanını genişlettiğini ve alacağın tespiti için cari hesap yönünden de değerlendirme yapılmasını sağladığını tespit etmiştir.
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi (E. 2023/919, K. 2025/160, T. 2025): Kısmi ödemelerin TBK 100. madde kapsamında değerlendirilerek, hangi fatura borcunu sona erdirdiğinin tespit edilmesi gerektiğini hatırlatmıştır.
Dikkat Edilmesi Gerekenler
Alacağınızı tahsil sürecine sokarken göz önünde bulundurmanız gereken pratik noktalar:
- Takip talebini dikkatli hazırlayın. Takip talebinde alacağın dayanağını (fatura numaraları, tarihleri, cari hesap bakiyesi) mümkün olduğunca eksiksiz ve doğru belirtin. Eksik bırakılan bir kalem, dava aşamasında geri getirilemez.
- Kısmi ödemeleri doğru mahsup edin. Borcun bir kısmı ödenmişse, takip bakiye alacak üzerinden başlatılmalı ve hangi ödemenin hangi borcu kapattığı (TBK m. 100 uyarınca) netleştirilmelidir.
- İspat için ticari defterleri ve BA/BS bildirimlerini hazırlayın. Faturanın borçlunun ticari defterlerinde kayıtlı olması veya vergi bildirimlerinde (BA/BS formları) yer alması, alacağın ispatında belirleyici bir delildir.
- E-fatura kayıtlarını saklayın. E-faturaların sisteme düşmüş olması ve süresinde itiraz edilmemiş olması, hizmetin/malın verildiğinin ispatlanmış sayılması yönünde güçlü bir emare oluşturur.
Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Ticari alacağınızı icra takibine dökerken şu adımları izlemeniz, hem sürecin hızlanmasını hem de itirazın iptali davasında elinizin güçlü olmasını sağlar:
- Alacağın kaynağını netleştirin: yalnızca belirli faturalar mı, yoksa genel bir cari hesap bakiyesi mi söz konusu?
- Mümkünse hem ilgili faturaları hem de bu faturaları içeren cari hesap özetini takip talebinde birlikte gösterin.
- Kısmi ödemeleri doğru şekilde mahsup ederek yalnızca bakiye alacak üzerinden takip başlatın.
- Ticari defter kayıtlarınızı ve e-fatura/BA-BS bildirimlerinizi ispat için hazır tutun.
Takip talebinin hazırlanması aşamasında yapılacak küçük bir hata, aylar süren bir davanın kaybedilmesine yol açabilir. Bu nedenle icra takibine başlamadan önce bir ticaret hukuku avukatından destek almanızı öneririz.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Mevzuat ve içtihat değişebilir; somut olayınız için mutlaka avukata danışınız.