Şikayetten Vazgeçme (Sulh) Hangi Suçlarda Mümkündür?
Şikayete bağlı suçlar, TCK m. 73 uyarınca altı aylık şikayet süresi, vazgeçmenin davayı düşürmesi, failin kabulü şartı ve uzlaştırmadan farkı.
Şikayetten vazgeçme yalnızca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda hukuki sonuç doğurur; bu suçlarda mağdurun vazgeçmesi kamu davasının düşmesine yol açar. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesi çerçeveyi net çizer: şikâyet hakkı olan kişi, fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden itibaren altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz; kovuşturma yapılabilmesi şikâyete bağlı suçlarda suçtan zarar görenin vazgeçmesi ise davayı düşürür. Buna karşılık kasten öldürme, uyuşturucu ticareti, rüşvet gibi re'sen takip edilen suçlarda mağdurun "şikayetçi değilim" demesi davayı bitirmez; savcılık kamu adına takibe devam eder.
En sık karıştırılan nokta tam burasıdır. Karakolda ya da duruşmada kurulan "şikayetimi geri çekiyorum" cümlesi, suçun niteliğine göre ya dosyayı tamamen kapatır ya da yalnızca tutanağa geçen bir beyandan ibaret kalır.
Takibi Şikâyete Bağlı Suç Ne Demek?
Ceza muhakemesinde asıl olan re'sen takiptir. Kanun koyucu, mağdurun kişisel menfaatinin ön planda olduğu, failin çoğu zaman mağdurun yakın çevresinden çıktığı ve yargılamanın kendisinin mağduru daha çok yıpratacağı bazı suçlarda bu kuraldan ayrılmış, takibi mağdurun iradesine bırakmıştır. Böyle bir suçta şikâyet bir muhakeme şartıdır: yoksa dava açılamaz, açılmışsa 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi uyarınca düşme kararı verilir.
İhbar ve şikâyet, CMK m. 158 gereğince Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir; valilik, kaymakamlık ya da mahkemeye yapılan başvuru ilgili başsavcılığa gönderilir. Şikâyet yazılı olabileceği gibi tutanağa geçirilmek üzere sözlü de yapılabilir. Aynı maddenin son fıkrası uygulamada çok işe yarar: kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun şikâyete bağlı olduğu anlaşılırsa, mağdur açıkça vazgeçmedikçe yargılamaya devam olunur.
Şikâyete Bağlı Başlıca Suçlar
Madde metninde "mağdurun şikâyeti üzerine" ibaresi geçen suçlar bu gruba girer:
- Basit kasten yaralama (TCK m. 86/2) — etkinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olduğu hâl. Maddenin üçüncü fıkrasındaki nitelikli hâller (üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe, kardeşe karşı; silahla; canavarca hisle) şikâyet aranmaksızın takip edilir.
- Hakaret (TCK m. 125) — kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenenler hariç; TCK m. 131 açıkça mağdurun şikâyetini arar.
- Tehdidin basit hâli — TCK m. 106/1'in son cümlesindeki, malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratma veya sair kötülük etme biçimindeki tehdit.
- Konut dokunulmazlığının ihlali (TCK m. 116/1 ve 116/2). Dördüncü fıkradaki cebir, tehdit veya gece vakti hâli şikâyete bağlı değildir.
- Mala zarar verme (TCK m. 151/1).
- Güveni kötüye kullanma (TCK m. 155/1) — basit hâli.
- Özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçların çoğu (TCK m. 139; verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi veya ele geçirilmesi gibi istisnalar dışında).
- Aile bireyleri arasındaki malvarlığı suçları — TCK m. 167/2 uyarınca ayrılık kararı verilmiş eşler, aynı konutta yaşamayan kardeşler, aynı konutta yaşayan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derece kayın hısımları zararına işlenen suçlarda ceza şikâyet üzerine verilir ve yarı oranında indirilir. Birinci fıkradaki yakınlık derecelerinde ise şahsi cezasızlık sebebi devreye girer.
Altı Aylık Süre ve Zamanaşımıyla İlişkisi
Süre, fiilin işlendiği tarihten değil, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar (TCK m. 73/2). Failin kimliği aylar sonra belli olan bir olayda süre o tarihte işlemeye başlar. Bu esneklik sınırsız değildir: süre her hâlde dava zamanaşımını aşamaz. TCK m. 66/1-e uyarınca beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı sekiz yıldır; şikâyete bağlı suçların büyük çoğunluğu bu dilime girer.
14/11/2024 tarihli 7531 sayılı Kanun'la hakaret suçuna özel bir üst sınır eklendi: hakarette şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez. Sosyal medya paylaşımlarının yıllar sonra fark edildiği dosyalarda bu hüküm belirleyici olur.
Şikâyet hakkı olan birden çok kişiden birinin altı aylık süreyi kaçırması, diğerlerinin hakkını düşürmez (m. 73/3).
Vazgeçmenin Sonuçları: Düşme, Failin Kabulü, Sirayet
Vazgeçme kovuşturma evresinde yapıldığında mahkeme davanın düşmesine karar verir. Hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme ise cezanın infazına engel olmaz; kesinleşmiş bir mahkûmiyet mağdurun sonradan vazgeçmesiyle ortadan kalkmaz.
İki kural özellikle dikkat ister.
Failin kabulü şarttır. TCK m. 73/6'ya göre kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez. Sanık beraat ederek aklanmak istiyorsa vazgeçmeyi reddedebilir, yargılama sürer. Yargıtay 15. Ceza Dairesi, şikâyetçinin vazgeçme beyanını sanığın kabul edip etmediği belirlenmeden düşme kararı verilmesini kanuna aykırı bulmuştur (E. 2013/32793, K. 2016/4329, 04.05.2016). Buna karşılık yokluğunda verilen düşme kararı sanığa tebliğ edilmiş ve sanık kararı temyiz etmemişse, vazgeçmeyi zımnen kabul ettiği kabul edilir (Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2018/6490, K. 2018/14411, 06.11.2018; Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2023/10109, K. 2023/8255, 11.12.2023).
İştirakte sirayet vardır. İştirak hâlinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki vazgeçme diğerlerini de kapsar (m. 73/5). Üç kişinin birlikte işlediği basit yaralamada yalnız biri için vazgeçmek mümkün değildir.
Vazgeçme geri alınamayan bir usul işlemidir; bir kez açıklandıktan sonra "pişman oldum" denilerek yeniden şikâyetçi olunamaz. Ayrıca vazgeçme sırasında şahsi haklardan da vazgeçildiği açıklanmışsa, m. 73/7 gereğince hukuk mahkemesinde de dava açılamaz. Duruşmada verilecek beyanın metnine bu yüzden dikkat etmek gerekir: "şikâyetimden vazgeçiyorum, tazminat haklarım saklıdır" ile "şikâyetimden ve tüm haklarımdan vazgeçiyorum" arasında ciddi fark vardır.
Uzlaştırma, Önödeme ve Kamu Davasının Ertelenmesi
Şikâyetten vazgeçme ile uzlaştırma sık sık birbirine karıştırılır. Uzlaştırma, CMK m. 253 kapsamında zorunlu bir soruşturma aşamasıdır: suç kapsama giriyorsa ve kamu davası açmaya yeterli şüphe varsa dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir, taraflara teklif yapılır ve kişi yedi gün içinde kararını bildirmezse teklifi reddetmiş sayılır. Kapsam şikâyete bağlı suçlardan ibaret değildir; kasten yaralama, taksirle yaralama, tehdidin birinci fıkrası, konut dokunulmazlığının ihlali, hırsızlık, dolandırıcılık gibi re'sen takip edilen suçlar da listede yer alır. Buna karşılık cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda ve hakaret suçunda uzlaştırma yoluna gidilemez (m. 253/3).
Farklar somuttur. Uzlaşmada bir edim kararlaştırılır; edim def'aten yerine getirilirse soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığı, kovuşturmada ise düşme kararı verilir (CMK m. 254/2). Sirayet konusunda da ayrışırlar: CMK m. 255'e göre birden çok fail varsa yalnızca uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanır — şikâyetten vazgeçmedeki sirayetin tam tersi. Uzlaştırmacı, belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç otuz gün içinde işlemleri sonuçlandırır; büro bu süreyi her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez uzatabilir.
Önödeme (TCK m. 75), uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesindeki hapis cezasının üst sınırı altı ayı aşmayan suçlarda uygulanır. Fail, savcılığın tebliği üzerine on gün içinde ödeme yaparsa hakkında kamu davası açılmaz; talep hâlinde birer ay arayla üç eşit taksit mümkündür.
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi (CMK m. 171/2) ise uzlaştırma ve önödeme kapsamındaki suçlar dışında, üst sınırı üç yıl veya daha az hapsi gerektiren suçlarda gündeme gelir. Şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan hapis cezasına mahkûm olmamış olması ve mağdurun uğradığı zararın tamamen giderilmesi gibi koşullar birlikte aranır; erteleme süresi beş yıldır.
Sonuç
Şikâyetten vazgeçmenin hukuki sonucu, suçun takibinin şikâyete bağlı olup olmadığına göre kökten değişir. Şikâyete bağlı bir suçun mağduru ya da şüphelisi konumundaysa, vazgeçme beyanının zamanlaması, içeriği ve sanığın kabulüne bağlı olup olmadığı dosyanın kaderini belirler. Şahsi hak taleplerinin saklı tutulup tutulmadığına dair ifade tarzı da, ileride açılabilecek hukuk davaları bakımından belirleyici olabilir.
Kaynakça
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 66, 73, 75, 86, 106, 116, 125, 131, 139, 151, 155, 167
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 158, 171, 223, 253, 254, 255
- 7531 sayılı Kanun (14.11.2024 tarihli Resmî Gazete)
- Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/32793, K. 2016/4329, 04.05.2016
- Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2018/6490, K. 2018/14411, 06.11.2018
- Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2023/10109, K. 2023/8255, 11.12.2023
Sık Sorulan Sorular
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Mevzuat ve içtihat değişebilir; somut olayınız için mutlaka avukata danışınız.