Konut Dokunulmazlığını İhlal Suçunun Unsurları Nelerdir?
TCK 116 konut dokunulmazlığını ihlal suçu: rızaya aykırı girme, çıkmama, şikâyet süresi, nitelikli hâller, takipsizlik kararına itiraz ve yeni delil usulü.
Konut dokunulmazlığını ihlal suçu 5237 sayılı TCK m. 116'da düzenlenmiştir ve iki seçimlik hareketle işlenir: bir kimsenin konutuna veya konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak girmek ya da rıza ile girdikten sonra oradan çıkmamak. Suçun temel şekli mağdurun şikâyetine bağlıdır ve altı aydan iki yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Fiil işyeri ve eklentileri hakkında işlenmişse ceza altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır (m. 116/2); cebir veya tehdit kullanılarak ya da gece vakti işlenmesi hâlinde ise ceza bir yıldan üç yıla kadar hapse çıkar ve suç şikâyete bağlı olmaktan çıkar (m. 116/4).
Korunan Hukuki Değer ve Konut Kavramı
Maddenin koruduğu değer mülkiyet değil, kişinin özel yaşam alanındaki huzuru ve o alan üzerindeki tasarruf serbestisidir. Bu nedenle suçun mağduru tapu sahibi değil, orayı fiilen konut olarak kullanan kişidir. Kiracı da, misafir de, aile bireyleri de bu korumadan yararlanır.
Konut, kişinin geçici de olsa barınma amacıyla kullandığı kapalı alanı ifade eder; devamlı oturma şartı aranmaz. Eklenti ise konutun kullanım amacına bağlı, konutla bütünlük gösteren yerlerdir: bahçe, avlu, garaj, kömürlük, kapalı balkon, müştemilat. Eklenti nitelemesinin dosyada ayrıca araştırılması gerektiği yargı kararlarında da vurgulanır; örneğin katılana ait bir ahıra rızaya aykırı girme olayında Yargıtay 2. Ceza Dairesi, ilgili yerin niteliğinin ve konutla bağlantısının dosya kapsamında belirlenmesi gerektiğine işaret etmiştir (2. CD, E. 2021/1479, K. 2022/13493).
İşyeri bakımından madde bir süzgeç koyar: koruma yalnızca "açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan" işyerleri ve eklentileri için geçerlidir. Herkesin çalışma saatleri içinde serbestçe girip çıkabildiği bir market ya da lokantaya girmek suç oluşturmaz; ancak aynı yere kapanış saatinden sonra veya yalnızca personelin girebildiği bölümüne girmek m. 116/2 kapsamına düşer.
Fiil Biçimleri: Girme ve Çıkmama
Birinci hareket, rızaya aykırı girmedir. Failin rızanın bulunmadığını bilmesi yeterlidir; ayrıca bir engelin aşılması, kapının kırılması gerekmez. Anahtar kullanmak, kilidi çilingire açtırmak, açık kapıdan içeri yürümek — hepsi aynı sonucu doğurur. Yargıtay 18. Ceza Dairesi, suçun oluşması için sanığın "rızaya aykırı olarak bir kimsenin konutuna ya da konutunun eklentilerine girmesi veya rıza ile girdikten sonra çıkması istenilmesine rağmen konuttan ya da eklentisinden çıkmaması" gerektiğini formüle etmiştir (18. CD, E. 2017/5662, K. 2019/11258).
İkinci hareket, rıza ile girildikten sonra çıkmamaktır. Burada suç, çıkma talebinin açıkça iletildiği ve buna rağmen kalınmaya devam edildiği anda tamamlanır. Uygulamada bu talebin tanık huzurunda yapılması, mümkünse aynı anda kolluğa ihbarda bulunulması ispat açısından belirleyici olur. Nitekim ev sahibinin bahçeyi terk etmelerini istemesine rağmen orada kalmaya devam eden sanıkların eylemi konut dokunulmazlığını ihlal olarak nitelendirilmiştir (4. CD, E. 2013/3976, K. 2014/14446).
Birden Fazla Kişinin Oturduğu Konutta Rıza
TCK m. 116/3 pratikte en çok tartışılan hükümdür: "Evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda, bu kişilerden birinin rızası varsa, yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir."
Yani ortak konutta oturanlardan yalnızca birinin rızası suçu ortadan kaldırır. Ev arkadaşlarından birinin davet ettiği kişi, diğer ev arkadaşının itirazına rağmen suç işlemiş sayılmaz. Ancak "meşru amaç" kaydı bu kuralı sınırlar: hırsızlık planlamak, diğer sakini rahatsız etmek ya da bir suçun işlenmesine zemin hazırlamak için verilen rıza hukuka uygunluk sağlamaz.
Boşanma sürecindeki eşler bakımından ölçüt fiilî ayrılıktır. Eşler ortak konutta birlikte yaşarken m. 116/3 devreye girer ve suç oluşmaz. Ancak ayrı yaşanmaya başlandıktan sonra, konutu tek başına kullanan eşin rızası dışında diğerinin anahtarla dahi girmesi suç oluşturur (18. CD, E. 2017/5662, K. 2019/11258).
Nitelikli Hâller ve Re'sen Takip
Şikâyet koşulu yalnızca m. 116/1 ve m. 116/2 için geçerlidir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi bu ayrımı açıkça ifade etmiştir: suçun temel şeklinin soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikâyetine bağlıdır; ancak TCK m. 116/4 uyarınca fiilin cebir ya da tehditle yahut gece vakti işlenmesi hâlinde şikâyet koşulu aranmaz (18. CD, E. 2015/31522, K. 2016/13593).
Buna ek olarak TCK m. 119'daki ortak hüküm devreye girebilir. Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun silahla, kişinin kendisini tanınmayacak hâle koyması suretiyle, birden fazla kişi tarafından birlikte ya da kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi hâlinde ceza bir kat artırılır.
Şikâyete bağlı hâllerde süre TCK m. 73/1 uyarınca altı aydır ve fiil ile failin öğrenildiği günden işler. Dava zamanaşımı ise temel hâlde ve m. 116/4'te üst sınır beş yılı geçmediğinden TCK m. 66/1-e gereği sekiz yıldır; m. 119'daki bir kat artırım nedeniyle üst sınırın beş yılı aşması hâlinde daha uzun süre gündeme gelebilir.
Hukuka Uygunluk Sebepleri
Her izinsiz giriş suç değildir. TCK m. 26/1 hakkını kullanan kimseye ceza verilmeyeceğini, m. 26/2 ise kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakka ilişkin açıkladığı rıza çerçevesinde işlenen fiilden dolayı ceza verilmeyeceğini düzenler. Bunun yanında kanun hükmünü yerine getirme (TCK m. 24) ve zorunluluk hâli (TCK m. 25/2) de sık başvurulan sebeplerdir. Yangın, gaz kaçağı, içeriden yardım çağrısı duyulması gibi durumlarda konuta girmek zorunluluk hâli kapsamında değerlendirilir.
Kolluğun konuta girmesi ise CMK m. 119/1'e tabidir: konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Savcı hazır olmaksızın yapılan konut aramasında o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin bulundurulması zorunludur (CMK m. 119/4).
Ev Sahibi Kendi Taşınmazına Girerse Ne Olur?
En sık karşılaşılan senaryolardan biri budur ve cevap nettir: kiracı konutta oturduğu sürece, tapu maliki de olsa ev sahibinin rıza dışında girmesi suç oluşturur. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, kiracının evi boşaltmadığı bir dönemde onun yokluğunda eve girip eşyalarını toplayan ev sahibi hakkında verilen beraat kararını isabetli bulmamıştır (2. CD, E. 2020/6435, K. 2020/5023). Kesinleşmiş tahliye kararının bulunması bile kendiliğinden hak vermez; karar icra kanalıyla infaz edilmediği sürece kiracının zilyetliği devam eder (8. CD, E. 2021/10986, K. 2023/5492). Ev sahibinin, tahliye kararını icra kanalıyla infaz ettirmek yerine kiracının yokluğunda kilidi çilingir vasıtasıyla değiştirdiği bir olayda ise, eylemin TCK m. 154'teki hakkı olmayan yere tecavüz suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır (2. CD, E. 2023/21021, K. 2023/5256).
Uzlaştırma ve Takipsizlik Kararına İtiraz
CMK m. 253/1-b-4 uyarınca konut dokunulmazlığının ihlali suçu (m. 116), şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamındadır. Yeterli şüphe varsa dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir; uzlaşma sağlanır ve edim def'aten yerine getirilirse kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir.
Savcılık kovuşturmaya yer olmadığına (takipsizlik) karar verirse, suçtan zarar gören CMK m. 173/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren savcının görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. İtiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller tek tek gösterilmelidir.
Karar kesinleşmişse yol kapanmaz. CMK m. 172/2, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmesi ve bu konuda sulh ceza hâkimliğince karar verilmesi hâlinde aynı fiilden dolayı dava açılabileceğini düzenler. Yeni delil, takipsizlik kararından önce mevcut olup ele geçirilemeyen ya da dosyada bulunmakla birlikte savcı tarafından değerlendirilmemiş delildir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, yeni delil iddiası karşısında öncelikle Cumhuriyet savcısınca bir değerlendirme yapılması gerektiğini belirtmiştir (11. CD, E. 2023/5540, K. 2024/11183); bu nedenle başvurunun doğrudan hâkimliğe değil, önce başsavcılığa yapılması usul ekonomisi açısından daha sağlıklıdır. Konut dosyalarında çilingir tutanağı, apartman giriş kamerası kaydı, site güvenlik defteri kaydı veya sonradan ulaşılan tanık beyanı tipik yeni delil örnekleridir.
Sonuç
Konut dokunulmazlığını ihlal suçunda sonucu belirleyen, çoğunlukla olayın ilk aşamasında toplanan somut deliller ile fiilin hangi fıkra kapsamına girdiğinin doğru tespit edilmesidir. Eklenti niteliği, rızanın kapsamı, nitelikli hâllerin varlığı ve şikâyet süresinin doğru hesaplanması, hem mağdur hem şüpheli açısından sürecin seyrini doğrudan etkiler. Takipsizlik kararına itiraz süresinin kaçırılması durumunda dahi, yeni delil usulü üzerinden hukuki yol açık kalabilir.
Kaynakça
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 24, 25, 26, 66, 73, 116, 119, 154
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 119, 172, 173, 253
- Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2021/1479, K. 2022/13493, 28.06.2022
- Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2017/5662, K. 2019/11258, 26.06.2019
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2013/3976, K. 2014/14446, 30.04.2014
- Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2015/31522, K. 2016/13593, 20.06.2016
- Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2020/6435, K. 2020/5023, 03.06.2020
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2021/10986, K. 2023/5492, 03.07.2023
- Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/21021, K. 2023/5256, 09.10.2023
- Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2023/5540, K. 2024/11183, 07.10.2024
Sık Sorulan Sorular
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Mevzuat ve içtihat değişebilir; somut olayınız için mutlaka avukata danışınız.