HAGB Kararına İtiraz Süreci Nasıl İşler? (Güncel)
AYM iptali sonrası 7499 sayılı Kanun'la yeniden düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB): 1 Haziran 2024'ten itibaren kanun yolu istinaf, süre iki hafta. Şartlar ve derdest dosyalar.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) yürürlüktedir; ancak kuruma karşı başvurulacak kanun yolu değişmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 1/6/2023 tarihli ve E. 2022/120, K. 2023/107 sayılı kararıyla CMK m. 231'in HAGB'ye ilişkin bütün fıkraları iptal edilmiş, iptal hükümlerinin Resmî Gazete'de yayımlandığı 1/8/2023 tarihinden başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmişti. Kanun koyucu bu süre dolmadan devreye girdi: 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle CMK m. 231 yeniden yazıldı ve düzenleme 1 Haziran 2024'te yürürlüğe girdi. Bu tarihten itibaren verilen HAGB kararlarına karşı başvurulacak yol artık itiraz değil, istinaftır (CMK m. 231/12); istinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye verilecek dilekçeyle yapılır (CMK m. 273/1).
Halk arasında hâlâ "HAGB'ye itiraz" denmesinin sebebi, kurumun yaklaşık on yedi yıl boyunca itiraz yoluna tabi olmasıdır. Aşağıda hem bugünkü rejim hem de 1 Haziran 2024 öncesi dosyalarda uygulanacak usul ayrı ayrı ele alınmaktadır.
Anayasa Mahkemesi İptali ve Bugünkü Yürürlük Durumu
İptal süreci iki aşamalıdır. Anayasa Mahkemesi önce 20/7/2022 tarihli ve E. 2021/121, K. 2022/88 sayılı kararıyla yalnızca kanun yolunu düzenleyen 12. fıkrayı iptal etmiş, itiraz merciinin denetiminin etkili olmadığını saptamıştı. Bunun üzerine 7445 sayılı Kanun'la itiraz merciine karar ve hükmü usul ve esas yönünden inceleme zorunluluğu getirildi.
Bu yeterli görülmedi. E. 2022/120, K. 2023/107 sayılı kararda Mahkeme, sanığa HAGB'yi kabul edip etmediğinin hüküm kurulmadan önce sorulmasının, henüz doğmamış istinaf hakkından peşinen feragate zorlanma anlamına geldiğini; bunun mahkemeye erişim ve hükmün denetlenmesini talep etme haklarını ölçüsüzce sınırladığını belirtti. Kararda ayrıca müsaderenin hangi aşamada infaz edileceğine dair açık hüküm bulunmamasının mülkiyet hakkı bakımından güvencesiz bir alan yarattığı vurgulandı. Sonuçta 231. maddenin 5 ilâ 14. fıkraları iptal edildi.
7499 sayılı Kanun bu iki eksikliği doğrudan hedefledi: sanığın kabulü şartı kaldırıldı, kanun yolu istinaf olarak belirlendi ve 231/5'e "müsadereye ilişkin hükümler hariç" ibaresi eklendi. Yani HAGB kararı bugün, müsadere dışında, kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade etmektedir.
HAGB'nin Yürürlükteki Şartları
CMK m. 231/5 uyarınca hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise HAGB'ye karar verilebilir. Uzlaştırmaya ilişkin hükümler saklıdır; uzlaştırma kapsamındaki suçlarda bu yol önce tüketilir.
Maddenin 6. fıkrasındaki üç koşul şunlardır:
- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
- Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözetilerek yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılması,
- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin yoluyla tamamen giderilmesi.
Zarar derhal karşılanamıyorsa yol kapanmaz: m. 231/9, zararın denetim süresince aylık taksitlerle ödenmesi koşuluyla da HAGB kararı verilebileceğini düzenler.
Zarar koşulu, uygulamada en çok tartışılan noktadır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin E. 2022/1827, K. 2023/402 sayılı kararında, taksirle yaralama dosyasında hastane masraflarının sigortaca karşılandığını ve herhangi bir zararının bulunmadığını beyan eden katılan karşısında, "katılanın zarar ve ziyanını karşılamayan sanığın suç işleme eğilimi" gerekçesiyle HAGB uygulanmaması "dosya kapsamıyla uyuşmayan, yasal olmayan, yetersiz gerekçe" sayılarak hüküm bozulmuştur. Karar, mahkemenin takdir yetkisini denetime elverişli ve somut gerekçelerle kullanması gerektiğini net biçimde ortaya koymaktadır.
Kanun Yolu: İtiraz mı, İstinaf mı?
1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen HAGB kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulur. CMK m. 231/12'nin lafzı şudur: 272. maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir; bölge adliye mahkemesince verilen kararlar hakkında 286. madde uygulanır; karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
Buradaki "272/3 saklıdır" kaydı önemlidir: kanun yoluna kapalı hükümler hakkında verilen HAGB kararları için istinaf da açık değildir.
Süre ve Başvuru Usulü
7499 sayılı Kanun istinaf süresini de değiştirdi. CMK m. 273/1'de daha önce yer alan "hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün" ibaresi, "hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta" olarak değişti. Başvuru, hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine beyanda bulunulup tutanağa geçirilmesi suretiyle yapılır. Sanık ve katılan bakımından dilekçede başvuru nedenlerinin gösterilmemesi inceleme yapılmasına engel değildir (m. 273/4); yine de istinaf sebeplerinin somutlaştırılması, dosyanın esastan incelenme ihtimalini artırır.
Yanlış kanun yolu gösterilmişse ya da temyiz dilekçesi verilmişse hak kaybı doğmaz; Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin E. 2024/6491, K. 2025/4496 sayılı kararında temyiz talebi istinaf dilekçesi olarak kabul edilerek dosya bölge adliye mahkemesine yönlendirilmiştir.
İstinaftan Sonra Temyiz Mümkün mü?
Kural olarak hayır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin E. 2024/12144, K. 2025/6608 sayılı kararında, ilk derece mahkemesince verilen HAGB kararına ilişkin olarak bölge adliye mahkemesince verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararının temyiz incelemesine tabi olmadığı benimsenmiştir. Temyiz yolu yalnızca CMK m. 286 kapsamında kalan hâllerde ve HAGB kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi ya da Yargıtay tarafından verilmesi durumunda açıktır.
Denetim Süresi ve Hükmün Açıklanması
HAGB kararının verilmesi hâlinde sanık beş yıl denetim süresine tabi tutulur. Bu süre içinde kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha HAGB kararı verilemez. Mahkeme, bir yılı aşmamak üzere denetimli serbestlik yükümlülüğü belirleyebilir: meslek edindirme programına devam, gözetim altında ücretli çalışma, belli yerlere gitmekten yasaklanma gibi. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur (m. 231/8).
Denetim süresi kasıtlı yeni bir suç işlenmeden ve yükümlülüklere uygun davranılarak geçirilirse, geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılır ve davanın düşmesine karar verilir (m. 231/10). Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde mahkeme hükmü açıklar; ancak yükümlülüklerini yerine getiremeyen sanığın durumu değerlendirilerek cezanın yarısına kadar bir kısmının infaz edilmemesine, koşulları varsa ertelenmesine ya da seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verilerek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurulabilir (m. 231/11).
İşte "itiraz" kavramı burada karşımıza çıkar: açıklanan veya yeni kurulan hükme karşı itiraz edilebilir ve itiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı bir değerlendirme yapabilir. İtiraz süresi, CMK m. 268/1'de 7499 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik sonrası, kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır. Merci ise m. 268/3'e göre belirlenir; asliye ceza mahkemesi kararlarında yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesi, sulh ceza hâkimliği kararlarında numara olarak izleyen hâkimlik yetkilidir.
Adli Sicil, Memuriyet ve Ehliyet Bakımından Sonuçları
CMK m. 231/13 uyarınca HAGB kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde ve maddede belirtilen amaçla kullanılabilir. Yani genel adli sicil kaydında görünmez; kişinin talebiyle alınan adli sicil belgesine yansımaz.
Bunun pratik sonucu m. 231/5'ten doğar: müsadere hariç, kurulan hüküm sanık hakkında hukuki sonuç doğurmaz. Mahkûmiyete bağlanan hak yoksunlukları (TCK m. 53) ve memuriyete engel hâller bakımından ortada infaz edilebilir bir mahkûmiyet bulunmaz. Aynı mantık, taksirle yaralama dosyalarında TCK m. 53/6 uyarınca hükmedilen sürücü belgesinin geri alınması tedbiri için de geçerlidir; hüküm açıklanmadıkça tedbir de sonuç doğurmaz. Buna karşılık denetim süresi ihlal edilip hüküm açıklandığında bütün bu sonuçlar canlanır.
1 Haziran 2024 Öncesi Kararlar ve Derdest Dosyalar
Geçiş rejimi 7499 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle eklenen geçici madde ile düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin (2)-(d) bendine göre, 1 Haziran 2024 tarihinden önce verilen HAGB kararları bakımından sanığın kabul etmesi şartı aranmaya devam olunur. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin E. 2023/8431, K. 2026/5754 sayılı kararı bu hükmü uygulamış ve sanığın HAGB'yi kabul etmediği dosyada mahkûmiyet hükmünü onamıştır.
Kanun yolu bakımından belirleyici olan da karar tarihidir: 1 Haziran 2024 öncesinde verilen HAGB kararları itiraza, bu tarih ve sonrasında verilenler istinafa tabidir. Devam eden bir denetim süresi, yeni kanunun yürürlüğe girmesiyle kendiliğinden değişmez; o dosya, kararın verildiği tarihteki rejime göre yürür.
Sonuç
HAGB kurumu, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarına rağmen ortadan kalkmamış; 7499 sayılı Kanun'la yeniden yapılandırılarak yürürlükte kalmıştır. Bugün için belirleyici olan, kararın hangi tarihte verildiğidir: 1 Haziran 2024 öncesi kararlarda sanığın kabulü aranmaya devam eder ve kanun yolu itirazdır; bu tarih ve sonrasında verilen kararlarda kabul şartı aranmaz ve kanun yolu istinaftır. Her iki rejimde de süre ve merci hususlarının doğru tespiti, hak kaybının önüne geçilmesi açısından belirleyicidir.
Kaynakça
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231, 268, 272, 273, 286
- 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, m. 15, m. 22 (geçici madde)
- Anayasa Mahkemesi, E. 2021/121, K. 2022/88, 20.07.2022
- Anayasa Mahkemesi, E. 2022/120, K. 2023/107, 01.06.2023
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/1827, K. 2023/402, 14.02.2023
- Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2024/6491, K. 2025/4496, 15.04.2025
- Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2024/12144, K. 2025/6608, 26.05.2025
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2023/8431, K. 2026/5754, 25.03.2026
Sık Sorulan Sorular
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Mevzuat ve içtihat değişebilir; somut olayınız için mutlaka avukata danışınız.