Gıyapta Hakaret Suçunda "En Az Üç Kişi" (İhtilat) Şartı: Bilinmesi Gerekenler
Mağdurun yokluğunda söylenen sözlerde hakaret suçunun oluşması için aranan en az üç kişiyle ihtilat şartı nedir? Yargıtay kararları ışığında kapsamı ve savunmadaki önemi.
Uygulamada sıkça karşılaşılan hakaret suçlarının önemli bir kısmı, hakaret edilen kişinin o anda ortamda bulunmadığı, yani sözlerin kendisine gıyabında söylendiği durumlarda ortaya çıkmaktadır. Kanun koyucu, mağdurun bizzat işitmediği sözler nedeniyle ceza sorumluluğunun doğması için özel ve sıkı bir şart öngörmüştür: en az üç kişiyle ihtilat. Bu yazıda, uygulamada gerek şüpheliler gerekse mağdurlar açısından büyük önem taşıyan bu şartın hukuki çerçevesini ve Yargıtay'ın konuya yaklaşımını ele alıyoruz.
Yasal Dayanak
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinin 1. fıkrası şu şekildedir:
"Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir."
Bu düzenlemenin amacı açıktır: mağdurun bulunmadığı bir ortamda söylenen sözlerin, onun onur, şeref ve saygınlığını gerçek anlamda zedeleyebilmesi için belirli bir yaygınlığa/aleniyete ulaşması gerekir. Yalnızca bir veya iki kişinin duyduğu, kişiler arası kalan sözler bu eşiği aşmadığından kanun koyucu tarafından cezalandırılabilir görülmemiştir.
"İhtilat" Ne Anlama Gelir?
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin yerleşik tanımına göre, ihtilatın sözlük anlamı karşılaşıp görüşmedir; hukuksal anlamı ise en az üç kişinin isnat edilen fiil veya olguyu öğrenmiş olmaları demektir. Bu tanımdan hareketle Yargıtay, konuya ilişkin kararlarında istikrarlı biçimde şu ilkeleri benimsemektedir:
- Fail sayıya dahil değildir. Aranan üç kişi, hem mağdur hem de failin dışında kalan kişilerdir.
- Salt duyulabilirlik yeterli değildir. Failin sözleri üç kişinin duyabileceği bir ortamda söylemiş olması tek başına yeterli kabul edilmemektedir.
- "Bizzat anlama ve vakıf olma" şarttır. Muhatapların sözleri fiilen işitmiş ve içeriğini anlamış olmaları gerekir. Yargıtay'ın ifadesiyle: "İhtilat unsurunun gerçekleşmesi için, failin sözleri en az üç kişinin duyabileceği bir ortamda ve şekilde söylemesi yeterli olmayıp, muhatapların bizzat anlamaları ve vakıf olmaları lazımdır."
- İhtilat farklı şekillerde gerçekleşebilir. Kişilerle birebir görüşerek olabileceği gibi, üç veya daha fazla kişiye mektup, telefon, SMS veya e-posta yoluyla ayrı ayrı ulaştırmak suretiyle de gerçekleşebilir.
- Aktarım (nakil) ihtilat sayılmaz. Sözü yalnızca bir veya iki kişinin duyup bunu başka kişilere anlatması/iletmesi, o kişileri "ihtilat" kapsamına sokmaz. Önemli olan, sayının doğrudan ve bizzat işitme yoluyla tamamlanmasıdır.
Yargıtay Uygulamasından Örnekler
Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin (bu suça ilişkin içtihat çizgisi, dairenin kapatılmasının ardından 4. Ceza Dairesi tarafından aynı şekilde sürdürülmektedir) bir kararında şu somut örnek yer almaktadır: hakaret içeren sözler yalnızca bir tanık tarafından duyulmuş, bu kişi sözleri başka bir tanığa aktarmış, o da mağdura bildirmiştir. Yargıtay, bu zincirleme aktarımın "en az üç kişiyle ihtilat" şartını karşılamadığına, dolayısıyla suçun maddi unsurunun oluşmadığına hükmederek mahkûmiyet kararının bozulmasına ve beraat kararı verilmesi gerektiğine karar vermiştir (Y18CD, E.2015/45053, K.2016/18225).
Buna karşılık, sözlerin birden fazla kişinin bulunduğu bir ortamda yüksek sesle söylendiği ve üç ya da daha fazla kişinin bunu doğrudan işitip anladığının tanık beyanları ve/veya kamera kayıtlarıyla sabit olduğu olaylarda, Yargıtay ihtilat unsurunun gerçekleştiğini kabul etmektedir (Y4CD, E.2020/12172, K.2021/4741; Y4CD, E.2020/8105, K.2020/18276; Y18CD, E.2019/7840, K.2020/613).
Uygulamadaki Önemi
Bu şart, özellikle aşağıdaki durumlarda belirleyici bir savunma veya iddia noktası hâline gelmektedir:
- Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret iddialarında (TCK m.125/3-a), olay yerinde bulunan ancak sözleri bizzat işitmemiş, yalnızca sonradan bilgilendirilen görevlilerin beyanlarının tek başına yeterli olup olmadığının değerlendirilmesinde.
- Soruşturma dosyalarında tanık ifadelerinin, kimin sözü bizzat duyduğu kimin ise sonradan haber aldığı ayrımı gözetilmeden toplanması hâlinde.
- Şüpheli/sanık savunmasında, dosyadaki doğrudan tanık sayısının üçün altında kaldığının somut olarak ortaya konulmasında.
Bu nedenle, gıyapta hakaret iddiasıyla karşılaşan kişilerin ve mağdurların, soruşturma ve kovuşturma aşamasında dosyadaki tanıkların olayı bizzat mı işittiğini yoksa sonradan mı öğrendiğini titizlikle ayırt etmesi; bu ayrımın itiraz, savunma veya iddia dilekçelerinde açıkça vurgulanması büyük önem taşımaktadır.
Sonuç
TCK m.125/1'in son cümlesinde düzenlenen "en az üç kişiyle ihtilat" şartı, gıyapta hakaret suçunun maddi bir unsurudur ve bu unsurun somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği, dosyadaki tanık beyanlarının niteliğine göre titizlikle incelenmelidir. Yargıtay'ın istikrarlı içtihadı uyarınca, bu şart karşılanmadığı takdirde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ya da açılmış davalarda beraat kararı verilmesi gerekmektedir.
Kaynakça
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.125 — Hakaret suçu ve gıyapta hakarette ihtilat şartı
Sık Sorulan Sorular
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Mevzuat ve içtihat değişebilir; somut olayınız için mutlaka avukata danışınız.