Yoksulluk Nafakası Hangi Hallerde Kesilir?
Yoksulluk nafakası hangi hallerde kesilir? TMK m. 175 ve 176/3 kapsamında kendiliğinden sona erme, mahkeme kararıyla kaldırma halleri, ispat esasları ve 2026 AYM gelişmesi.
Yoksulluk nafakası iki farklı yoldan sona erer. Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde nafaka kendiliğinden kalkar; dava açmaya gerek yoktur. Buna karşılık alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde nafaka ancak mahkeme kararıyla kaldırılır. Bu ayrım 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesinin üçüncü fıkrasında açıkça düzenlenmiştir.
"Süresiz" İbaresi ve 2026 Anayasa Mahkemesi Gelişmesi
TMK m. 175 şu şekildedir: "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir." Bu "süresiz olarak" ibaresi yıllardır tartışma konusudur.
Anayasa Mahkemesi'nin 17.5.2012 tarihli ve E. 2011/136, K. 2012/72 sayılı kararında ibare esastan incelenmiş ve Anayasa'ya aykırı bulunmayarak iptal istemi reddedilmiştir; Mahkeme, "süresiz olarak" ibaresinin nafaka alacaklısının ölünceye kadar mutlaka nafaka alacağı anlamına gelmediğini, kanun koyucunun amacının şartları bulunduğu sürece yoksulluğa düşen eşin desteklenmesi olduğunu belirtmiştir. 17.6.2015 tarihli ve E. 2015/57, K. 2015/58 sayılı kararla ise sonraki bir başvuru, Anayasa m. 152/son'daki on yıllık yasak nedeniyle esasa girilmeden reddedilmiştir.
"Süresiz olarak" ibaresinin anayasaya uygunluğu, alt derece mahkemelerince yapılan itirazlarla güncel olarak da Anayasa Mahkemesi'nin gündemine taşınmaktadır. Bu başlıktaki en güncel gelişmelerin doğrulanması, dosya bazında ayrıca teyit edilmesi gereken bir husustur; bugün itibarıyla TMK m. 175 yürürlükte olduğundan, açılan davalarda yoksulluk nafakası kural olarak süresiz talep edilebilir ve hükmedilebilir. Bu alandaki mevzuat takibinin güncel tutulması, hem nafaka alacaklısı hem yükümlüsü için önemlidir.
Kendiliğinden Sona Eren Hâller
TMK m. 176/3'ün ilk cümlesi iki hâl sayar:
- Alacaklının yeniden evlenmesi. Resmî nikâhın kıyıldığı tarih itibarıyla nafaka hakkı düşer. Ayrı bir hüküm gerekmez; yükümlü, nüfus kaydını icra dosyasına sunarak takibin durdurulmasını isteyebilir.
- Taraflardan birinin ölümü. Alacaklı ölürse nafaka mirasçılara geçmez; yükümlü ölürse borç terekeye intikal etmez.
Uygulamada bu hâllerde de yükümlünün, fazladan ödenmiş ayları geri alabilmek için istirdat (geri alım) davası açması gerekebilir; kendiliğinden kalkma, ödenmiş paranın otomatik iadesi anlamına gelmez.
Mahkeme Kararıyla Kaldırılan Hâller
Fiilen Evliymiş Gibi Yaşama
En sık dayanılan sebep budur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin bir kararında belirtildiği üzere, alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması TMK m. 176/3 kapsamında kaldırma sebebidir; dosyada, davacının başka bir kişiyle fiilen birlikte yaşadığı tespit edilmiştir (2. Hukuk Dairesi, E. 2016/21052, K. 2018/8219, 27.06.2018).
İspat yükü davacıdadır ve mahkemeler bu konuda titiz davranır. Kabul gören deliller şunlardır: aynı adreste uzun süreli ikamet (adres kayıt sistemi ve muhtarlık kaydı), komşu ve çevre tanıklarının beyanları, kolluk marifetiyle yapılan yerinde araştırma. Sosyal medya paylaşımları da dosyaya girebilmektedir; ancak Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin bir kararında, sosyal medya hesabındaki paylaşımların ancak hesap sahibi veya aynı ortamda bulunan kişilerce delil olarak kullanılabileceği, hesap sahipliği ispatlanamadığı takdirde ekran görüntülerinin tek başına yeterli sayılmayacağı vurgulanmıştır (3. Hukuk Dairesi, E. 2016/14742, K. 2017/2577, 07.03.2017). Ekran görüntülerinin tanık ve ikamet delilleriyle desteklendiğinde ağırlık kazandığını söylemek daha doğru olur.
Yoksulluğun Ortadan Kalkması
İşe girme, düzenli gelir elde etmeye başlama, miras yoluyla taşınmaz edinme, emekli aylığı bağlanması gibi durumlar bu başlık altında değerlendirilir. Uygulamada yerleşik kabule göre asgari ücret seviyesindeki bir gelir, tek başına kişiyi yoksulluktan kurtarmış sayılmaz; bu durum çoğunlukla nafakanın tamamen kaldırılması değil, azaltılması sebebi olarak değerlendirilir. Gelirin niteliği, sürekliliği ve tarafların karşılaştırmalı sosyal-ekonomik durumu birlikte incelenir.
Haysiyetsiz Hayat Sürme
Kanunda sayılan üçüncü sebeptir. Süreklilik gösteren, toplumun genel ahlak anlayışına aykırı bir yaşam tarzının somut delillerle ortaya konması aranır. Tek bir olay ya da soyut iddia yeterli görülmez.
Dava, Görev ve Sonuç Doğurma Anı
Yoksulluk nafakasının kaldırılması davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir; yetkili mahkeme kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Dava nispi harca tabidir; harç, kaldırılması istenen yıllık nafaka tutarı üzerinden hesaplanır. İspat yükü davacıya aittir; dilekçede kaldırma sebebi somut vakıalarla, tarih ve yer belirtilerek anlatılmalı, tanık listesi ve gerekli kayıt sorguları baştan talep edilmelidir.
Kaldırma kararı kural olarak dava tarihinden itibaren sonuç doğurur; hüküm kesinleştiğinde nafaka o tarihten geriye etkili olarak son bulur. Dava açılmadan önceki dönem için geriye dönük iade istenemez; nafaka o dönemde geçerli bir ilama dayanılarak alınmıştır.
Sonuç
Yoksulluk nafakasının kesilmesi, kendiliğinden sona eren hâller (yeniden evlenme, ölüm) ile ancak mahkeme kararıyla sona eren hâller (fiilen evlilik, yoksulluğun ortadan kalkması, haysiyetsiz hayat) arasındaki ayrımın doğru kurulmasına bağlıdır. 2026 yılında Anayasa Mahkemesi'nin TMK m. 175'teki "süresiz olarak" ibaresini iptal etmesi, dokuz aylık geçiş süresinin sonunda yasal çerçeveyi değiştirecek önemli bir gelişmedir; bu süreç yakından takip edilmelidir.
Kaynakça
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — m. 175, 176
- Anayasa Mahkemesi, E. 2011/136, K. 2012/72, 17.05.2012
- Anayasa Mahkemesi, E. 2015/57, K. 2015/58, 17.06.2015
- Anayasa Mahkemesi, E. 2025/91, K. 2025/82
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/21052, K. 2018/8219, 27.06.2018
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/14742, K. 2017/2577, 07.03.2017
Sık Sorulan Sorular
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Mevzuat ve içtihat değişebilir; somut olayınız için mutlaka avukata danışınız.