Nafaka Artırım Davası Ne Zaman Açılabilir, Artış Nasıl Hesaplanır?
Nafaka artırım davası ne zaman açılır, bekleme süresi var mı, artış nasıl hesaplanır? TMK m. 176/4 ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi uygulaması ışığında anlatıyoruz.
Nafaka artırım davası, önceki nafaka kararının üzerinden belirli bir süre geçmesi beklenmeksizin her zaman açılabilir. Türk Medeni Kanunu m. 176/4 ve iştirak nafakası bakımından m. 331, artırım için tek bir koşul öngörür: tarafların malî durumlarının değişmiş olması ya da hakkaniyetin artırımı gerekli kılması. Kanunda "üç yıl geçmeden dava açılamaz" türünden bir yasak yoktur. Ancak süre şartı yokluğu, her davanın kabul edileceği anlamına da gelmez; nafakanın belirlendiği tarihle dava tarihi arasında dengeyi bozan somut bir değişiklik oluşmamışsa dava reddedilir.
Hukuki Dayanak: TMK m. 176/4, m. 331 ve m. 200
Yoksulluk nafakası ile irat biçiminde ödenen maddi tazminat bakımından dayanak TMK m. 176/4'tür: tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Çocuk için ödenen iştirak nafakasında dayanak TMK m. 331'dir. Evlilik birliği devam ederken alınmış tedbirler bakımından ise TMK m. 200 aynı mantığı kurar. Bu üç hüküm ortak bir ilkeye dayanır: nafaka kararları kesin hüküm oluşturmaz, değişen koşullara göre yeniden düzenlenebilir.
Bekleme Süresi Var mı? Yargıtay Ne Diyor?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararları bu noktada nettir. Dairenin bir kararında "nafaka artırım davasının açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir" denilmiştir (3. Hukuk Dairesi, E. 2015/13040, K. 2015/19775, 07.12.2015). Aynı Dairenin başka bir kararında da "nafaka miktarında artırım yapılabilmesi için belli bir sürenin geçmesi aranmaz" ifadesi yer alır (3. Hukuk Dairesi, E. 2015/19967, K. 2016/3375, 08.03.2016).
Buna karşılık sürenin hiç önemi yok değildir. Dairenin bir kararında, nafakanın takdir edildiği tarihle artırımın talep edildiği tarih arasında yalnızca altı ay geçtiği, bu sürede tarafların ekonomik durumunda değişiklik olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir (3. Hukuk Dairesi, E. 2015/6404, K. 2015/14792, 01.10.2015). Süre bir dava şartı değil, esasa ilişkin bir değerlendirme ölçütüdür.
Kararda ÜFE/TÜFE Artış Kaydı Varsa Dava Açılabilir mi?
TMK m. 176'nın son fıkrası, hâkimin istem hâlinde nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabileceğini düzenler. Uygulamada bu, "her yıl ÜFE oranında artırılmasına" biçiminde hükme geçirilir. Böyle bir kayıt varsa nafaka kendiliğinden artar ve icra takibinde ayrıca ilam gerekmez.
Bu durumda artırım davası açmakta hukuki yarar bulunup bulunmadığı tartışılır. Uygulamadaki eğilim şudur: endeks kaydı yalnızca paranın satın alma gücündeki erimeyi telafi eder; tarafların sosyal ve ekonomik durumlarında olağanüstü bir değişiklik meydana gelmişse (yükümlünün gelirinin katlanması, çocuğun özel eğitime başlaması gibi) endeks kaydı bu değişikliği karşılamadığından dava açmakta hukuki yarar vardır. Sırf enflasyon gerekçesiyle, endeks kaydı zaten çalışırken açılan dava reddedilme riski taşır.
Artış Nasıl Hesaplanır?
Kanunda matematiksel bir formül yoktur; hâkim TMK m. 4'teki hakkaniyet ilkesi çerçevesinde takdir yetkisini kullanır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulaması iki kademeli bir yöntem ortaya koyar.
Birinci kademe — olağanüstü değişiklik yoksa endeks yöntemi. Dairenin kararlarında tekrarlanan ölçüt şudur: nafaka alacaklısının ihtiyaçları ile yükümlünün gelir ve giderinde, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik yoksa nafaka TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve önceki kararda kurulan denge korunmalıdır (3. Hukuk Dairesi, E. 2016/2002, K. 2016/5923, 18.04.2016; E. 2016/10329, K. 2017/328, 19.01.2017). Başka bir kararında ise hükümde "ÜFE-TÜFE" ibaresinin kullanılması hatalı bulunmuş, yerleşik uygulamanın ÜFE olduğu vurgulanmıştır (3. Hukuk Dairesi, E. 2016/5255, K. 2016/9603, 20.06.2016).
İkinci kademe — olağanüstü değişiklik varsa hakkaniyet takdiri. Dengeyi bozan somut bir olgu varsa hâkim endeksle bağlı değildir. Dairenin bir kararında bu değerlendirmede dikkate alınacak unsurlar sayılmıştır: nafakanın niteliği, boşanma ve nafaka takdirinden sonra geçen süre, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçlarındaki artış, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, yükümlünün ekonomik durumu ve ödeme koşulları (3. Hukuk Dairesi, E. 2016/8814, K. 2016/12195, 27.10.2016).
Mahkemenin gözettiği sınır bellidir: takdir edilecek miktar, alacaklının ihtiyaçlarını karşılarken yükümlüyü ödemede zorlamayacak, onu zarurete düşürmeyecek düzeyde olmalıdır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme, Harç, Dava Değeri
Nafaka artırım davaları aile mahkemesinde görülür. Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında TMK m. 177 uyarınca nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Nafaka artırım davası konusu para ile ölçülebilen bir dava olduğundan nispi harca tabidir; dava değeri, talep edilen aylık artış miktarının yıllık tutarıdır. Talep edilen miktarın belirlenmesi davacının kendi hesabına bağlı olduğundan, artırım talepleri kural olarak belirsiz alacak davası (HMK m. 107) niteliğinde görülmez; dava kısmi olarak açılıp yargılama sırasında ıslah yoluyla artırılabilir.
Kararın Hüküm Doğurduğu Tarih, Kesinleşme ve İcra
Artırılan nafaka, mahkemenin aksine bir belirlemesi yoksa dava tarihinden itibaren geçerli olur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin kararlarında hüküm fıkrasının "dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla" biçiminde kurulması istikrarlı olarak aranmaktadır. Dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı daha vardır: Dairenin bir kararında, nafaka davalarında artırılan nafaka miktarına faiz işletilemeyeceği belirtilmiş, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmeden yerel mahkeme kararı bu yönden düzeltilmiştir (3. Hukuk Dairesi, E. 2013/17966, K. 2014/1921, 11.02.2014). Nafaka ilamları, kesinleşmeleri beklenmeksizin icraya konulabilir.
Sonuç
Nafaka artırım dosyalarında sonucu belirleyen şey talep edilen rakam değil, dengenin nasıl bozulduğunun somut delillerle ortaya konmasıdır. Endeks kaydı bulunan dosyalarda olağanüstü değişiklik iddiasının somutlaştırılması, dava değerinin doğru hesaplanması ve dilekçede faiz talebi gibi gereksiz ret kalemlerinden kaçınılması, sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar.
Kaynakça
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu — m. 4, 176, 177, 200, 331
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m. 4, 107
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/13040, K. 2015/19775, 07.12.2015
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/19967, K. 2016/3375, 08.03.2016
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/6404, K. 2015/14792, 01.10.2015
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/2002, K. 2016/5923, 18.04.2016
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/10329, K. 2017/328, 19.01.2017
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/5255, K. 2016/9603, 20.06.2016
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/8814, K. 2016/12195, 27.10.2016
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/17966, K. 2014/1921, 11.02.2014
Sık Sorulan Sorular
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Mevzuat ve içtihat değişebilir; somut olayınız için mutlaka avukata danışınız.